Açık
Açık

23 Nisan 2018 Pazartesi
   EDİRNE | RÖPORTAJLAR | YAZARLAR | FOTO GALERİ | VİDEO GALAERİ | Reklam | Künye | İletişim
 HABER
“Göğe Bakma Durağı”
İnsanların tabiriyle “Göğe Bakma Durağı” nın tam karşısındaydı İstasyon Kafe. Hiçbir yerden görülemeyen tabelasının yerine konsepti gibi renkli bir duvar yazısı ile karşılardı insanlarını. Kapısını açmanın zorluğu gibi kapadıktan sonra da çıkmanın zor olduğu şahsına münhasır bir istasyon. Ve İstasyon’u sıcak ve samimi tavırlarıyla bir kafeden çok evindeymiş gibi hissettiren İşletme Sahibi, “İstasyon İnsanları”nın nam-ı diğer annesi Şenay Durmaz.
11 Mart 2017, 09:27

Erzurum, Sakarya, İstanbul, Kırklareli derken 1 haftalığına Edirne’ye gelmesiyle Şenay Durmaz için yeni bir macera başlamış. Hayatının en çalkantılı dönemlerinin ardından yeni bir kapı açılmasıyla Trakya’nın sakin topraklarında kişiliği gibi renkli bir hayata adım atmış.

-Kadın olarak bir işletme sahibi olmanın senin için anlamı nedir? İş hayatına nasıl atıldın?

Cinsiyet, sadece cinsel ilişki sırasında önem taşıyan bir olay. Bunun dışında sosyal hayat ve çalışma hayatı içinde cinsiyetçiliği ve ayrımcılığı sevmiyorum. İş hayatına çok küçük yaşta atıldım. Henüz 18 yaşındayken, kendi işimi, bir tekstil firması kurdum. O yaşlarda çok fazla cinsiyetçilik, kadın-erkek ayrımı bilmiyordum. Çalışan bir annenin kızıydım. İş yaşamıma başladıktan sonra kadın olmanın zorluklarıyla karşılaştım.

-Edirne’ye taşınma sürecin nasıl başladı?

Edirne’ye öncelikle bir iş için gelmedim. O dönemde kendi işimi başka bir şehirde kurma aşamasındaydım. Sadece öğretmenimin Edirne’de açtığı bir kafede, yeni makineleri ve yeni ürünleri tanımak için 1 haftalığına gelmiştim. Ama tesadüfler, olaylar vs. benim o firmada işletme müdürlüğü yapmama sebep oldu. Doğal olarak kendi işimi kuramadım. Oradaki tecrübelerimle de İstasyon Kafe ortaya çıktı. Edirne’yi kişiliğimle bütünleştirdim ve bu nedenle İstasyon Kafe, 4 yıl önce bu topraklarda doğdu.

-İstasyon Kafe’yi açmaktaki amacın neydi?

Kafe sektöründe deneyim edinmek için gelmiştim. Burayı açarken, o zamana kadar edindiğim bütün deneyimlerimi kullanmak istedim. Ekip arkadaşlarımla 3 ortak olarak İstasyon Kafe’yi kurduk. Kapitalist düzenin karşısında tüm çalışanlarımın kendi işlerine sahip olabileceklerini, yanımdaki ekip arkadaşlarıma da gösterip onları bir şekilde cesaretlendirmek, sistemin karşısında daha cesur durmalarını sağlamak istiyordum. Ama umduğum gibi olmadı.

-Kafe işletmecisi olarak girişimci kadınlara ne söylemek istersin?

Kadınların bugünkü olanaklarla bu sisteme karşı durabilmeleri tamamen kendi tercihleridir. Çok kolay değil, belli bedelleri var. Hele ki Türkiye’de oldukça zor. Ben bunu zorluklarıyla beraber ama keyif alarak tercih ettim. Dik durarak ve kendi kendimi her zorluğu aşmamda onure ederek devam ettim.

-İstasyon Kafe, senin için ne anlama geliyor?

İstasyon Kafe’ye sistem içerisinde herhangi bir klasik kafe, sistem içerisinde bir yer gibi bakmıyorum. Burası benim için yaşayan bir dünya. Kendi düşünceleri, istekleri var, benim duygularım var; hepsini harmanladığım bir yer. Bana göre para kazanmaktan öte; hobilerimi, zevklerimi işime aktarmam gerekiyor. Çalıştığım sektör ne olursa olsun keyif almam gerekiyor. Ben yine gidip herhangi bir yerde işletme müdürlüğü yaparım ama bu sisteme dâhil olur ve keyif alamadan yaparım. Şu anda sistemin dışında hareket ediyorum ve keyif alıyorum. Çok para kazanmıyorum ve bunun çok da önemli olduğunu düşünmüyorum. Mutluyum. Eskilerin tabiriyle karnım tok, sırtım pek, başım dik.

-İstasyon Kafe’nin her noktasında senin bir izin var. Üretim yapmak senin için ne anlama geliyor?

İstasyon Kafe’yi kendim dekore ediyorum. Bazen mavi görmek istiyorum ve maviye boyuyorum. Bazen kırmızı görmek istiyorum ve kırmızıya boyuyorum. Sanki bir mankeni giydirir gibi. Profesyonel bir sanatçıyım diyemem ama üretmeyi seviyorum. Bir başkasının yaptığı şeyi para verip satın almaktansa, çok beceremesem bile, kendim yapmak istiyorum. Bunun yanında ilk olarak müşteri olarak gelen ve daha sonra “İstasyon İnsanları”nın bir üyesi olan dostlarımızın da üretimlerinin katkıları var. Burasını bir anlamda da okul gibi görüyorum. Burada şiirler, şarkılar, resimler üretiliyor ve bu insanlar burayı seviyor.

 

-İstasyon Kafe’ye gelen müşteri tipini nasıl tanımlarsın? İstasyon Kafe gibi kitlesi de özgün mü?

Müşteri mantığı ile gelenler bir süre sonra aile mantığına geçiş yapıyorlar. Bizde zaten müşteri, işveren, patron, çalışan gibi bir şey yok. Ben de dâhil olmak üzere herkes “İstasyon İnsanı.” Buraya bir ev gibi bakarsak da benim de rolüm anne olmak. Bazen de çocukların naçizane tabiriyle öğretmen olmak.  Komün bir hayat var gibi. Ürettikçe devamlılığını sağlıyor.

-İstasyon Kafe’de dikkat çeken bireylerden biri de “Mutluluk” adındaki kedi üyeniz. İşletmeci olarak hayvanlara bakış açın nedir?

İnsanlarda şöyle bir yanılgı var; alan sahiplenme, “benim alanım.” Hayır, aslında hayvanların alanını biz işgal ediyoruz. Bu bir gerçek. Onların alanları üzerine evler, iş alanları, alışveriş merkezleri kuruyoruz. O yüzden en azından bu işgaliyenin karşılığını sevgiyle, koruyarak verelim. Ben de bu anlamda elimden geldiğince davranışlar sergiliyorum. Ayrıca özellikle yaz aylarında köpek ziyaretçilerimiz oluyor. Kafemizin bahçesine gelerek aramıza katılıyorlar. Kafeye gelenler arasında korkanlar olursa da köpeklerle birlikte sokak gezilerine çıkıyorum. Islık çalmamla birlikte kafeden ayrılarak birlikte sokak sokak geziyoruz. Köpeklerden korkan müşteri kafeden ayrılana kadar birlikte geziyoruz. En önde ben ve peşimde 10-15 köpek… Bazen insanların evlerinin balkonlarına çıkarak bizi izlediklerini görüyorum. Onlara göre ben anormalim ama bana göre anormal olanlar onlar.

-İstasyon Kafe’nin konseptini özellikle mi tasarladın?

Kendimi, kendim gibi yaşıyorum. Özellikle yaptığım hiçbir şey yok. Bu alanda da yaptığım her şeyi sadece kendimi yaşamak, kendi düşüncelerimi yaşamak adına yapıyorum. Bunun sonucunda da İstasyon Kafe farkı ortaya çıkıyor ve farklı olan İstasyon Kafe’ye geliyor. Kendini yaşamak isteyenler de burayı tercih ediyorlar. Kendilerini özgür hissediyorlar.

-Biraz da “İstasyon İnsanları”ndan bahsedelim. İstasyon Kafe’ye hangi özellikte bireyler geliyor?

Burası bir ideolojiyi ya da herhangi bir bakış açısına sahip bireylerin özellikle tercih ettikleri bir yer değil. Her türlü görüşten, her türlü bakış açısına sahip bireylerin barış içerisinde, birbirlerini severek, eğlenerek vakit geçirdikleri bir kafe. Benim de en büyük amacım budur; dilini, dinini, ırkını kapının önünde soyun ve öyle gir. İstasyon İnsanları da buna uyum sağladılar. Gerçekten kapının önünde ideolojilerini, dillerini, dinlerini, ırklarını, mezheplerini, her şeylerini çıkartarak İstasyon İnsanları olarak, insan olarak içeri giriyorlar. Biz burada çok mutluyuz, rüya gibi ve bozulmasını istemiyorum. Maddi olanaksızlıklar beni çok zorluyor. Onları aşmak için kendimden ve İstasyon Kafe’den ödünler vermem gerekiyor ama bunu hiçbir zaman yapmayacağım. Devam ettiği sürece böyle devam edecek, edemezse başka bir İstasyon’da tekrar buluşuruz.

-Konsept bir mekan yaratırken maddi sıkıntılardan korkmadın mı?

Sadece bu alanı yaşatmak amacıyla maddi beklentilerimiz var. Çok büyük kârlar edeyim, gözeteyim, çok lüks yerlerde yaşayayım, bunların hiçbiri benim hayalim değil. Bahsettiğim barışçıl komün yaşam aslında çocukluğumdan beri istediğim şey. Hayalim, benim gibi insanlarla birlikte ortak yaşayacağım bir köyde yaşamaktı. Şu anda 40 yaşındayım ve bunu yapamadım ama İstasyon Kafe’ye “Bizim Köy” diyorum. Bizim köyü kurduk.

-Kadın işletmeci olarak erkeklerin de yaptığı işleri üstleniyorsun. Zorlanıyor musun?

Her platformda savaşıyorum. Benim için cinsiyet kadın ve erkek arasındaki ilişkide geçerlidir. Diğer durumlarda hepimiz insanız gözüyle bakıyorum. Bir erkeğin yapabileceği her şeyi bir kadının da yapabileceğini düşünüyorum. Ben yapmaya çalışıyorum ve elimden geldiği kadar da yaptığımı düşünüyorum. Yeri geliyor matkap, yeri geliyor boya fırçası, yeri geliyor çekiç tutuyorum; yeri geliyor langırt oynuyorum. Sanırım langırtta başarılıyım ki erkek arkadaşları yeniyorum.

-İstasyon Kafe’nin sanat ve edebiyatı destekleyen bir yapısı var. Sanat ve edebiyat İstasyon Kafe için nerede duruyor?

Sanatla ve edebiyatla ilgilenen ya da ilgilenmesini sağlayacağımız her birey; insanlık adına, barışçıl düşünce adına kazanılmış değerlerdir. Buraya gelen yaş grubu, genel ağırlıkla üniversite ve lise öğrencileri. Buradan bir kitap açıp karıştırdıklarında belki de dikkatini çekecek ve o kitabı tamamlamak isteyecek. Belki de başka bir kitap okuma ihtiyacı hissedecek. Sizleri tenzih ediyorum ama özellikle televizyonların, medyanın bireylerin algılarını yönetmeye çalıştığı şu dönemde; şiirlerle, şarkılarla, kitaplarla direnmeye çalışıyoruz. İstasyon Kafe’de televizyonumuz yok. Evimde de televizyonum yok. Kimsenin benim düşüncelerimi yönetmesine izin vermek istemiyorum. Burada da vakit geçirmek istiyorsanız şarkı söyleyeceksiniz, şiir okuyacaksınız ve yazacaksınız, kitap okuyacaksınız. Hep beraber dans da edebiliriz. Ama tüm bunlar gerçek bir iletişim içerisinde olacak, sanal bir iletişim içerisinde değil. Biraz 1980-90’lardan kalma bir tarz gibi bakabiliriz ama benim duygum da budur.

-İstasyon Kafe olarak farklı etkinliklere de ev sahipliği yapıyorsunuz. Konsept bir kafe olarak ne tür etkinlikler düzenliyorsunuz?

Konsept geceler düzenliyoruz ve çılgınlar gibi eğleniyoruz. En son 14 Şubat Sevgililer Günü’nde “Sevgilisizler Pijama Partisi” düzenledik. Bu konuda farklı fikirlerim de var ama gelenler için sürpriz olsun. Sanatsal bir faaliyetle özellikle Mart ayında bir sürpriz yapmak istiyorum. Benim de bir dönem içinde yer aldığım bir sanat kolu olan resim ile ilgili bir sürpriz yapacağım. Hep beraber göreceğiz.

-Sanatın pek çok dalıyla da ilgilenen birisin. Sanata bakış açın nedir? Hangi alanlarda çalışmalar yapıyorsun?

Sanattan para kazanayım, çok profesyonel işler yapayım gibi bir kaygım olmadı. Resim ile uğraştım, şiir yazdım, deneme yazılarım oldu, şarkı söylemeyi denedim ama sesim çok kötü olduğu için beceremedim. Onun dışında maskeler ve heykeller üretiyorum. Takı tasarımı yapıyor ve fotoğraf çekiyorum. Bir dönem her ne kadar sanattan sayılmasa da vitrin tasarımı yaptım.

-Edirne’de kadın dayanışması deyince ön plana çıkan isimlerden birisin. Kadınlar için ne gibi çalışmalar yapıyorsun?

Edirne Nar Kadın Dayanışma Ağı ile birlikte hareket ediyoruz. İstasyon Kafe’nin üstlendiği toparlayıcı, birleştirici bir rolü vardır. Kadınlarımızı da burada toparlayarak gündemdeki olumsuz konuların nasıl çözüleceğini, üstesinden gelineceğini, kadınların nasıl daha kolay bir araya gelebileceğini konuşuyoruz. Toplum içerisinde bu kadar ötelenmişken ne kadar üretken kalabileceğimizi, bu ötelenmenin dışına çıkarak üretime ne kadar katkı sağlayabileceğimizi tartışıyoruz.

-İstasyon Kafe’ye dışarıdan nasıl yorumlar geliyor? Kafeye gelenlerin İstasyon ile ilgili ne düşünüyorlar?

İstasyon Kafe ile ilgili bana söylenen farklı bir duruşu olduğudur. “Niye farklı?” diye bir soru hiç sormadım. “Şu farklı” deseler sanki ben onu değiştirebilirmişim gibi geliyor. Niye farklı olduğunu bilmesem daha iyidir. Dışarısı dışarıda kalsın, burası burada kalsın.

-İstasyon İnsanları sana “anne” diye hitap ediyorlar. Aranızda nasıl bir bağ var? Edirne dışına taşınanlarla iletişiminiz devam ediyor mu?

Elimden geldiğince sorunlarıyla ilgilenmeye çalışıyorum. Çünkü bir kısmı aileden ayrılarak üniversite öğrencisi olarak gelmiş. Bir kısmının annesi ve babası yok ya da sadece anneyi veya sadece babayı kaybetmiş. Başka bir şehirde tutunmaya çalışıyorlar. Bunu görüyorum ve kayıtsız kalamıyorum. Aslında ben ablalık yapıyorum ama onlar “anne” demeyi yakıştırıyorlar. Bir sürü çocuğum var benim ve çok mutluyum. Kimisi mezun oldu ve şehirden ayrıldılar. Ara ara da olsa ziyaret ediyorlar. Bazen de arayarak; “Anne nasılsın?” diyerek hal hatır sorarlar. Bunlar beni çok mutlu eden şeyler. Bir yandan da bu süreç içerisinde İstasyon Kafe de ortamını yeniliyor, İstasyon İnsanları değişebiliyor. Mezun oluyorlar, mesleklerini icra etmek için farklı şehirlere gidiyorlar ama yine de İstasyon İnsanılar. Bunu ben de biliyorum, onlar da biliyorlar. Yeni gelenler onları tanımadığı için farklı bakabiliyorlar ama onlar geldiklerinde İstasyonlu olarak içeriye giriyorlar.

-Tüm bunlarla birlikte aynı zamanda annesin. Oğlun Emre ile İstasyon Kafe’nin işletmesini yapıyorsunuz. Anne olmak nasıl bir duygu? Emre ile birlikte ortak bir çabada buluşurken nasıl hissediyorsun?

Hayatımın kurgusundaki birinci tekil şahıs, oğlumdur. Emre, kendimi yaşayabilmem ve yaşarken de olduğu gibi dünyaya yansıtabilmemdeki en büyük yardımcım, destekçim ve kahramanım olmuştur. Çocukluk günlerinde ona ismiyle seslenmez, hayatımın anlamı derdim. 23 yaşına geldi ve hayatımı anlamı, hayatımı en iyi anlayanlardan oldu. İstasyon Kafe’deki bu komün hayatın sürdürülebilmesindeki emeği çok büyüktür ve her zaman işin mutfağındaki kişi olacaktır. Müziğe yeteneği var, gitar çalıyor ve benim çok isteyip de yapamadığım bir şeyi yapmasıyla bende tamamlanmışlık hissi doğuruyor. Haber Merkezi

 

 

 

 

 

 

11 Mart 2017, 09:27
 YORUMLAR
 YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 DİĞER HABERLER
“Lalapaşa ve Bolyarovo için hayırlı olsun”
Lalapaşa Belediyesi ile Bulgaristan Bolyarovo Belediyesi arasında kültürel işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla planlanan "Lalapaşa ve Bolyarovo'nın Kültürel Mirasının Tanıtılması” Projesi için ilk imzalar atıldı.
Daha fazla elektrik üretilecek
Edirne Katı Atık Yönetim Birliği (EDİKAB), 2018 yılının ilk toplantısında Meclis üyeleri tarafından birliğe üye olmayan kurum ve kuruluşlardan bertaraf ücretinin ton başına 38 lira 18 kuruş alınmasını oy birliğiyle kabul edildi. Toplantıda ayrıca Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Edirne Katık Atık Düzenli Depolama ve Bertaraf Tesisleri’nden öngörülen miktardan daha fazla elektrik üretilebileceğini söyledi.
Ortak tepki: “OHAL değil, demokrasi”
​​​​​​​CHP Genel Merkezinin, 81 ilde "OHAL’in kaldırılması ve Türkiye’nin yeniden demokrasiye dönerek normalleşmesi" çağrısı üzerine, CHP Edirne İl Örgütü, KESK Edirne Şubeler Platformu ve pek çok sivil toplum kuruluşundan temsilcilerin katılımıyla şiddetli yağışa rağmen Saraçlar Caddesi’nde protesto gerçekleştirildi.
"Doğru sürüm ve ekim erozyonla mücadelede önemli"
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü Danışmanı Prof. Dr. Doğan: "Erozyonla mücadelede en önemli etkenlerden biri tarla sürüm teknikleridir. Çiftçilerimiz tarlalarını iş yükü kolaylığı nedeniyle yokuş aşağı değil de yan olarak sürmeli ve ekim yapmalıdır. Doğru sürüm ve ekim yapıldığında erozyonla mücadelede yüzde 50 başarı sağlanabilir" dedi.
211 kaçak ve sığınmacı yakalandı
​​​​​​​Edirne'de yasa dışı yollardan Yunanistan ve Bulgaristan'a geçmeye çalışan 211 kaçak ve sığınmacı yakalandı.
“Göğe Bakma Durağı”
İnsanların tabiriyle “Göğe Bakma Durağı” nın tam karşısındaydı İstasyon Kafe. Hiçbir yerden görülemeyen tabelasının yerine konsepti gibi renkli bir duvar yazısı ile karşılardı insanlarını. Kapısını açmanın zorluğu gibi kapadıktan sonra da çıkmanın zor olduğu şahsına münhasır bir istasyon. Ve İstasyon’u sıcak ve samimi tavırlarıyla bir kafeden çok evindeymiş gibi hissettiren İşletme Sahibi, “İstasyon İnsanları”nın nam-ı diğer annesi Şenay Durmaz.
“Kadına onur yakışır”
Mesleğinde yarım asrı deviren Avukat Nurten Yücel. “Avukatlığı hayatın içinde olan bir meslek olarak” tanımlıyor. Şu an Edirne Barosu’nun en tecrübeli ismi olarak gençlere örnek olan Yücel “bizde Kadına onur yakışır” dedi.
“Hayallerinizden vazgeçmeyin”
Edirne’de hem iş dünyasında hem de siyasette ismi parlayan kadınlarımızdan Pınar Ersaçmış ile keyfili bir sohbete imza attık.
Nevser ERASLAN

Siz sınıfta kaldınız!
Çetin ÜNSALAN

İktidara talip partilere ortak çağrı
Ali İhsan GÜRCİHAN

Bir  ölümün  hatırlattıkları !...
Buşra DENGİN

Nasıl bir gelecek?
Melek CANİKLİ

Kabak salatalı tavuk köftesi
Behiç GÜNALAN

SAROS RUHUNU TESLİM EDİYOR!..
İnci Küpeli Kız

Çünkü vakit, ömürdür…
Serap Girgin BAYKAL

AB ve Türkiye arasında neler oluyor?
Fatma BAYKO

Kırsalın türküsü
Hakan İNCİ

Edirne sosyal sorumluluk projelerinin neresinde ?
Emin İNAĞ

KOBİ'lerin Marka gücü
Altay BAYATLI

Edirne’yi unutma.
Nilgün ERMAN

Hangi Mesleği Seçmeliyim?
    FETÖ şüphelileri yol kontrolünde yakalandı
    Yunanistan'a kaçma girişimindeyken yakalandı
    İmam, çocuklara sporu tarihi camide sevdiriyor
    3 yaşında İstiklal Marşı’nı ezbere okudu
    Çocuk Şenliği kapılarını açtı
 EDİRNE | RÖPORTAJLAR | YAZARLAR | FOTO GALERİ | VİDEO GALAERİ | Reklam | Künye | İletişim

NG Ajans Yayıncılık Reklam ve Danışmanlık Sabuni Mah.Vavlı Cami Sk.Halise Atlı İş Merkezi No :8 D:6/15 EDİRNE
Tel: 0284 214 69 19
Edirne Ahval Gazetesi resmi web sitesi ©2015 Tüm hakları saklıdır, içerik kaynak gösterilmeden kopyalanamaz.
EDIRNEAHVAL.COM ABONESİ sanalbasin.com üyesidir