100 yıllık baronun 50 yıllık avukatı

‘Hukukçu öğrenmeyi bırakmaz’

Mesleğinde 50’nci yılını deviren, Edirne Barosu’nun en eski avukatlarından biri olan ve avukatlığa hala devam eden 77 yaşındaki duayen Avukat Süleyman Özduygu, gazetemize özel açıklamalarda bulunarak yarım asrı aşan kariyerini ve zorluklarla dolu öğrencilik yıllarını anlattı.

Edirne Barosu’nun en eski avukatlarından, mesleğinde 50’nci yılı geride bırakan 77 yaşındaki duayen Avukat Süleyman Özduygu, gazetemizin sorularını yanıtlayarak yarım asırlık kariyerini ve hayatını anlattı.

‘FARKLI ÜLKELERDE KÜRSÜLERİ OLAN, DERS VEREN HOCALARDAN EĞİTİM ALDIM’

Av. Süleyman Özduygu, dünya uluslararası bir Hukuk Fakültesi olduğu için İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tercih ettiğinin altını çizerek; “Gaziantep’te dünyaya geldim. Liseyi bitirdikten sonra, gerek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni gerek İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım. O zamanlar her üniversite ayrı ayrı giriş sınavı yapıyordu. Her ikisini de kazanmama rağmen, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tercih ettim. Çünkü İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, uluslararası bir fakülteydi. Bu fakülteyi bitiren bir kişi, farklı dersleri verdiği takdirde yurt dışında da mezuniyet belgesi alabiliyordu. Üstelik o zamanki hocalarımız İdare Hukuku’nda Prof. Dr. Sıddık Sami Onar, Ceza Hukuku’nda Prof. Dr. Sulhi Dönmezer ve Prof. Dr. Sahir Erman, Medeni Hukuk’ta, Prof. Dr. Hıfsı Velidedeoğlu, bunların hepsi Ordinaryus hocalar. Bu hocaların gerek İsviçre gerek Fransa gerekse İtalya’da kürsüleri vardı, ders verirlerdi. Bu bakımdan tercihim İstanbul Hukuk Fakültesi’nden yana oldu” dedi.

“KILIK KIYAFETİM MÜSAİT OLMADIĞI İÇİN, KÜTÜPHANELERE GİDİP DERS ÇALIŞAMAZDIM”

Okul yıllarında yaşadığı zorlu günler hakkında konuşan Özduygu; “Çok zorluklar yaşadım. Benim çocukluk yıllarımda, annem ve babam ayrı oldukları için beni öğretmen olan babaannem büyüttü. Öğretmen maaşıyla okudum. Ancak o zamanki maaşa göre, benim o dönemki üniversite ihtiyaçlarımı karşılayacak bir maddi yardımda bulunamamıştı. Bu yüzden 1’inci sınıfta ne yatacak yer bulabildim, adeta sokaklarda yattım. Kitap da alamadım, ders de çalışamadım. Kılık kıyafetim müsait olmadığı için, kütüphanelere gidip ders çalışamazdım. Çünkü herkes başını kaldırır bakar, ne kadar çirkin bir görünümde olduğumu görmesinler, kılık kıyafetime bakmasınlar diye kütüphaneye girmezdim. O sene sınıfta kaldım. Tam da o zaman lise mezunlarına öğretmenlik hakkı veriliyordu ki birçok arkadaşım, liseden sonra kursa girip öğretmen oldu. Öyle bir düşünceye sahiptim. O zaman benden büyük bir ağabeyim, bana yol gösterdi ve Kredi Yurtlar Kurumu’na başvurdum. Her ayın başında kredim yattığında, sabahın altısında sıraya girerdim çünkü karnım açtı. ‘Hemen kredimi çekeyim de gideyim kendime bir ziyafet çekeyim’ diye düşünürdüm. O sene kitaplarımı da aldım ve okulu bırakan, benden büyük ağabeylerimin kitaplarını da edindim. Komple bir öğrenci oldum, yatacak yer de buldum. Fakülteye yürüme mesafesinde olan Şehzadebaşı devlet öğrenci yurdunda kaldım” şeklinde konuştu.

‘TEK YAZILI SINAVA DÖNÜLÜNCE FAKÜLTE ÇOK MEZUN VERMEYE BAŞLADI’

Özduygu, okul yıllarında kendisine çok yardımları dokunan Alper isimli ağabeyinin iyiliğini unutmayıp, söz verdiği üzere oğlunun adını Alper koyduğunu ifade ederek; “Bana yol gösteren Alper isimli bir ağabeyim vardı. O, benden 2 sınıf üstteydi. Bana yardımcı oldu ve ona bir sözüm vardı; eğer oğlum olursa, adını Alper koyacaktım ve oğlumun adı Alper. Böylelikle fakültenin önde gelen öğrencilerinden birisi oldum. 1969 senesinin sonuna doğru mezuniyetimiz oldu. Sonra avukatlık stajımız başladı. Başladık ama zorluk çektik. Bizim zamanımızda yazılı ve sözlü sınavlar vardı. Yazılı sınavdan geçtiğiniz zaman hocanın karşısına geçerdiniz, hoca 3 bin sayfalık kitaptan rastgele bir sayfa seçer ve anlatmamızı isterdi. Eğer siz o kitabı 7-8 kere okumadıysanız, mümkün değil cevap veremezdiniz ve kalırdınız. Bir dahaki dönem tekrar sınava girmek zorunda kalırdınız. Sonuçta tek yazılı sınava döndürüldü. Onun üzerine, fakülte çok mezun vermeye başladı. Fakülte çok fazla mezun verince avukatlık stajına talep çoğaldı. Ben de boş durmamak ve sıram geçmesin diye, Avukat Burhan Apaydın’ın yanına gittim. O zaman boşta gezmemek için ve pratiğim olsun diye onun yanına gittim. O da beni sınavla yanına aldı. Bana görev verirdi; ‘Git şu dosyaya hazırlan, gel’ derdi. Giderdim, kaç aşamadan geçmişse onların özetini çıkarırdım, raporumu verirdim; ‘Bu konuda şu şekilde savunma yapılmalı’ derdim. Teşekkür ederdi ve benim hazırladığım savunmayı, aynen mahkemede uygulardı. Sonrasında mahkeme stajım başladı, zaten avukatlıkta önce mahkeme stajları başlar. Orada bir Ağır Ceza Hakimi beni çok beğendi ve beni Ekrem Korkut diye bir avukatın yanına gönderdi. Ekrem Korkut, bütün gayrimüslimlerin döviz davalarına bakardı. Orada dövizi öğrendim. Bizde 1567 Türk Parasının Değerini Koruma hakkında bir kanun var. Ona bağlı da kararnamelerle, tebliğlerle çıkan bir yığın belgeler var. Sonradan adliye stajını bitirirken, ceza mahkemelerindeki davaları tercih ettim” diye konuştu.

‘TÜRK BİR HUKUKÇU OLARAK AVRUPA’DA ZORLUK ÇEKMEDİM, KANUNLARI BENZER’

1976 yılında girdiği hakimlik sınavının ardından Van’da kariyerine devam ettiğini belirten Av. Süleyman Özduygu, mesleğine az bir süreliğine Avrupa’da devam ettiğini açıkladı. Özduygu; “1976 senesinde hakimlik sınavına girdim. Orada da ceza davalarına bakan savcılıkları, mahkemeleri tercih ettim. Boş zamanlarımda da hep gider duruşmaları izlerdim. Çünkü fakültelerde sadece nazari bilgiler verilir. Pratik kazanmadığınız sürece, onları nasıl uygulayacağınızı bilemezsiniz. Sonra Van’ın Gevaş ilçesine savcı olarak atandım. Ne yatacak yer var ne oturacak oda var, külüstür bir bina. Maaş da yetmedi, 2 çocukla. O zaman verdikleri para 3 bin 900 liraydı sabah, öğle ve akşam cepten yiyorsun, senenin 8 ayı kış. Bir cinayet davasında bile evraklar 8-9 ay sonra gelirdi. Çünkü yol yok. Baktım ki şartlar olumlu değil, yurt dışında dil öğrenmeye ve doktora yapmaya karar verdim. Bir süre, maddi imkanlar buna el vermedi. O zamanlar Arap bir tüccarın avukatlığını üstlendim, o bana destek oldu. 1 sene Almanya’nın Salzburg şehrinde dil kurslarına gittim. Baktım ki doktora yapacak maddi imkanım kalmadı, hukuk müşavirliği de bitti. Avrapa’da hukuk müşavirliği yapabilme sebebim; o zaman ve şimdiki zaman da dahil, bizim ceza kanunumuzun bazı maddeleri Almanya Ceza Hukuku’ndan alınarak, Türkiye hukukuna uyarlanarak düzenlendi. Medeni Kanun’umuz, İsviçre Medeni Kanun’u, Anayasamız Fransa’dan alınma, eski ceza kanunumuz da İtalya’dan alınmaydı. Bundan dolayı Avrupa’da çok zorluk çekmedim” ifadelerini kullandı.

‘ÖMRÜMÜN SONUNA KADAR EDİRNE’DE KALMAYA KARARLIYIM’

İstanbul ve Edirne Barosu’ndaki en eski avukatlardan biri olduğuna dikkat çeken Özduygu, ömrü el verdiği sürece Edirne’de yaşamak istediğini vurguladı. Özduygu; “Arap müvekkilim ile olan hukuk müşavirliğim bitince, mecburen Türkiye’ye dönüp avukatlığa başladım. Şu anki kariyerimle İstanbul Barosu ve Edirne Barosu’ndaki en eski avukatlardan biriyim. Burada da çeşitli mücadeleler yaşadık ve bugünlere geldik. 1980’li yılların başıydı. İstanbul’da çalışırken Edirne’den bir dava aldım ve başarılı oldum. Başarılı olunca bu sefer Edirne’den 1-2 dava daha geldi. Sonrasında, Edirneli olup da İstanbul’da oturanlar, Edirne’deki davalarını bana vermeye başladılar. O zamanlar arabam da yok, İstanbul’a gidip gelmek zor olmaya başladı. En sonunda Edirne’ye taşınmaya karar verdim. Çok da iyi oldu, mutluyum. Artık benim doğduğum yer değil, ekmeğimi kazandığım yer olan Serhad şehri Edirne, benim tek şehrim. Nasipse, ömrümün sonuna kadar burada kalmaya kararlıyım” açıklamasını yaptı.

“ÖĞRENCİLİK HUKUKTA HİÇBİR ZAMAN BİTMEZ”

Yeni nesil avukatların meraklı olmadığının altını çizen Özduygu, avukatların mezun olduklarında bile okunmayı ve öğrenmeyi bırakmamaları gerektiğine vurgu yaptı. Özduygu sözlerine şu şekilde devam etti; “Avukatlık hayatımda hiçbir zaman insanlara yapamayacağım şeyler vaat etmedim. Önce dosyayı okurum, onları dinler, notumu alırım. Onun anlattığı gibi olup, olmadığını sorgularım. Çünkü bazı insanlar işlerine geldiği gibi konuşuyorlar. Sonrasında yapabileceklerimi ve yapamayacaklarımı söylerim. Yapabileceğim budur, yapamayacağım budur. Eğer razıysa ‘Vekaletini ver’ derim ve davaya öyle başlarım. Ben asla ezbere konuşmam. Bütün meslektaşlarıma da hoşlarına gider veya gitmez tavsiyem; bu yönde hareket etmeleri yönünde. Fakülteyi bitirdikleri gibi ders kitaplarını kenara bırakıp, internetten edindikleri birtakım bilgilerle dava dilekçesi yazmasınlar. Bu hiç güzel bir şey değil. Öğrencilik gerek tıpta gerek hukukta gerek diğer mesleklerde hiçbir zaman bitmez. Bir doktor, ancak 35 yaşlarında uzman doktor olabiliyor ve olduğu zaman da yenilikleri takip ediyor, makaleler okuyor, konferanslara gidiyor. Bizde de böyle olmalı. Avukatlar olarak bizim en büyük sıkıntımız; Fakülteyi bitirip gelenleri, hemen staja kabul ediyoruz. Avukatlık Kanunu bu yönden çok noksan. Bir erkek veya kadın kuaförü, sınava girip ustalık belgesi almadan dükkan açamıyor. Ama bizde, diplomayı ibraz ediyorlar, hemen avukat stajyeri oluyorlar. Staj da staja benzese bari. Kimi zaman gidiyorlar, kimi zaman gitmiyorlar. Fakültelerde ne okuduklarını bilemiyoruz, bazıları iyi yetişmiş oluyor, bazıları hiç de öyle değil. Her gün geliyorlar, akıl danışıyorlar. Ben gençken, hiç kimseye danışmadım, çünkü çok çalıştım. Eski zamanlardaki zorluk şu an yok. Ben boş zamanlarımda gider duruşma dinlerdim. Şimdi kendi stajındaki duruşmaya girmiyorlar. Meraklı değiller, kendilerini yetiştirmek istemiyorlar. Geçtiğimiz günlerde bana, genç avukatlara yönelik kanunlarla alakalı konferans vermemi istediler. Daha çok meslek ahlakı ile alakalı eğitimler olması lazım.” Adem Batuhan SEVER

WhatsApp Image 2023 11 19 at 14.58.32 | Edirne Ahval Gazetesi
100 yıllık baronun 50 yıllık avukatı | Edirne Ahval Gazetesi
WhatsApp Image 2023 11 19 at 15.01.50 2 | Edirne Ahval Gazetesi
100 yıllık baronun 50 yıllık avukatı | Edirne Ahval Gazetesi
WhatsApp Image 2023 11 19 at 15.01.50 1 | Edirne Ahval Gazetesi
100 yıllık baronun 50 yıllık avukatı | Edirne Ahval Gazetesi

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
error: İçerik korunmaktadır !!