Ağa Özünlü’den sitem dolu sözler

Edirne Belediyesi ev sahipliğinde Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Merkezi Derneğince düzenlenen ‘Yağlı Güreş ve Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde Gelenekselliğin Korunması ve Sorumluluğu’ panelinde konuşan 664’üncü Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, panele yönelik katılımın az olduğuna işaret ederek, sitem etti. Özünlü; “Keşke bu salon çok daha büyük bir salon olsaydı ve ağzına kadar dolu olsaydı. Ben İstanbul’dan çok büyük bir hevesle işimi gücümü bıraktım, hepimiz işimizi gücümüzü bırakıyoruz. Bu iş gönüllülük esasına dayanıyor zaten. Benim bir konuşma yapacağımdan haberim bile yoktu. Bugün sanki biz bize bir oturum yapıyoruz gibi bir durum var. Salonun küçüklüğü, katılımdaki kişilerin sayısı ve niteliği bakımından çıkıp hiçbir şey söylemeden inecektim. ‘Söz gümüş ise, sükut altındır’ diyerek, beni yine öyle söyleyip yerime geçmiş kabul edin.” dedi.

Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Merkezi Derneği tarafından, Edirne Belediyesi ev sahipliğinde ‘Yağlı Güreş ve Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde Gelenekselliğin Korunması ve Sorumluluğu’ konulu panel düzenlendi. Bugün Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’ndeki panele Edirne Belediye Başkan Vekili Cenk Ergüden, Edirne Baro Başkan Vekili Aygün Ulubey Ergüden, Edirne Kent Kültürünü ve Bilincini Geliştirme Merkezi Derneği Ender Bilar, Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, Edirne Belediyesi eski Başkanları İbrahim Ay ve Recep Gürkan, akademisyenler, mahalle muhtarları ve vatandaşlar katıldı.

‘GELENEK DEVAM EDECEKSE, HER GÜN AĞA KIYAFETİ GİYMEYE RAZIYIM’

Panelde konuşan 664’üncü Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, Belediye eski Başkanı İbrahim Ay’ın kendisini ağa kıyafeti yerine takım elbise giymesinden dolayı eleştirdiğini ifade ederek, yanıt verdi. Kırkpınar geleneğinin devam edebilmesi için geçmişinin değil, geleceğinin konuşulması gerektiğini ifade eden Özünlü; “Bu gelenek Türkiye’nin kesintisiz ve yerel olan tek geleneği. Ben bu geleneğin devam etmesi için her gün ağalık kıyafeti giymem gerekiyor ise onu da giymeye razıyım. Onunla ilgili bir sıkıntı yok ama ondan çok daha önemli şeyler var; bu geleneğin yaşatılması için öncelikle gençlere aktarılması gençlere doğru anlatılması gerekiyor. Geçmişi konuşmak yerine ‘bu işi geleceğe nasıl aktarırız’ı konuşmak, bu panelin neticesinde böyle bir şey çıkarmak, çok daha doğru olur diye düşünüyorum. Her ne kadar Ağa kıyafeti giymesem de Türkiye genelinde belki de Dünya’da da olabilir, ilk kez İstanbul’da geleneksel bir oyun yarışması açtık. Bir üniversite iş birliği ile Türkiye de ilk defa geleneksel oyun platformu açtık ve bunun konusu da ‘yağlı güreşler’. Yine farklı bir üniversitede de ‘er meydanı’ konulu kısa film yarışması açtık” şeklinde konuştu.

‘PROJELERİMDEN BİRİSİ; AĞALIK KIYAFETİNİN GÜNCELLENEREK, MODAYA UYULMASI’

Salondaki düşük katılım dolayısıyla da sitem eden Ağa Özünlü; “Ben kendi adıma Kırkpınar’ın anlatılması ve tanıtımı için bu sene ‘kırk’ tane proje yaptım. Bu projelerden bir tanesi de ağalık kıyafetinin güncellenmesi, modaya uyulması. Onunla ilgili de inşallah kıyafet fikrini ilk sizden alırız sayın başkanım. Keşke bu salon çok daha büyük bir salon olsaydı ve ağzına kadar dolu olsaydı. Ben İstanbul’dan çok büyük bir hevesle işimi gücümü bıraktım, hepimiz işimizi gücümüzü bırakıyoruz. Bu iş gönüllülük esasına dayanıyor zaten. Benim bir konuşma yapacağımdan haberim bile yoktu. Ben dinleyici olarak geldim, çünkü geldiğimden beri paydaş analizi yapıyorum ve sizi de bu işe bir dernek olarak paydaş analizinde bir tek sizinle konuşmadığımız fark ettik. Bugün gelmemin en büyük sebebi bu idi” diye konuştu.

‘BİZ BİZE OTURUM YAPIYORUZ GİBİ BİR DURUM’

Ağa Özünlü; “Fakat ben nezakete çok önem veriyorum ama bazı şeylerin de açıkça konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Bugün sanki biz bize bir oturum yapıyoruz gibi bir durum var. Salonun küçüklüğü, katılımdaki kişilerin sayısı ve niteliği bakımından çıkıp hiçbir şey söylemeden inecektim. ‘Söz gümüş ise, sükut altındır’ diyerek, beni yine öyle söyleyip yerime geçmiş kabul edin. Size değerli çalışmalarınız için çok teşekkür ediyorum. Her birini alacağım ve tek tek inceleyeceğim. Özellikle dijitalleşme tarafında verebileceğimiz katkı ne varsa hepsini vermeye çalışırız. Ben bunun sözünü buradan veriyorum” ifadelerini kullandı.

‘KIRKPINAR, YILIN BİR HAFTASINA SIKIŞTIRILMAMALI’

Edirne Belediye Başkan Vekili Cenk Ergüden de, Kırkpınar’ı geleceğe aktarmanın herkesin ortak görevi olduğunun altını çizdi. Ergüden, “Bugün Kırkpınar’ı sadece spor etkinliği olarak görerek bu çok katmanlı mirasa en büyük haksızlığı yapmış olabileceğimizi değerlendiriyorum. Kırkpınar, Osmanlı’dan günümüze taşınmış Balkan coğrafyasını da kapsayan sınırları aşan bir kimliktir. Bu kimliği korumak, tanımak ve gelecek nesillere anlatmak hepimizin ortak görevidir. Bu yüzden Edirne Belediyesi olarak Kırkpınar’ı sadece yılın bir haftasına sıkıştırmamak, 12 aya yayılan bir kültürel yaşam merkezine yerleştiriyoruz. Gençlerimizi er meydanı ruhuyla tanıştırmak, kadınlarımızı bu kültürün görünmez taşıyıcıları olarak daha görünür kılmak, çocuklarımız için atölyeler, belgeseller, sergiler ve eğitim programları planlıyoruz” açıklamasını yaptı.

‘664 YILLIK BİR MİRAS, KIRKPINAR MÜZESİ İLE TAÇLANDIRILMALI’

Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Merkezi Derneği Başkanı Ender Bilar, yağlı güreş pehlivanlarının sadece sporla değil, birçok ahlaki değerle de sınandığına vurgu yaptı. Bilar; “Kırkpınar, yalnızca Edirne’nin değil, tüm Türk milletinin ortak mirasıdır. UNESCO, Kırkpınar’ı sadece bir spor etkinliği olarak değil, insanlığın ortak somut olmayan kültürel mirası olarak tescillemiştir. Çünkü Kırkpınar, içinde hem geleneksel Türk sporlarını hem de toplumumuzun değerlerini taşıyan essiz bir kültürel yapıdır. Orada pehlivanlar sadece güçleriyle değil, dini ritüelleri, edep, erdem, sabır ve saygı gibi ahlaki değerlerle de sınanırlar. Esas sorumluluğumuz, onu koruyarak, özünü zedelemeden gelecek kuşaklara aktarmaktır. Gelenek, yalnızca bir ritüelin tekrar edilmesi değildir. O ritüelin taşıdığı anlamı, kültürel değerleri ve tarihsel bağlamı yaşatabilmektir. 664 yıllık bir mirasın hâlâ bir Kırkpınar Müzesi ile taçlandırılmamış olması da büyük bir eksikliktir. Bu eksiklik, geçmişe gösterilen vefasızlığın yani sıra geleceğe dair sorumluluklarımızı da sorgulatmalıdır” dedi.

Panel, çeşitli oturum ve değerlendirme toplantısıyla gün boyu devam etti.

Adem Batuhan SEVER

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu