Bilinç

Yaklaşık iki hafta önce Edirne-İstanbul Tem otoyolunda görüş mesafesi kısalan 8 otobüs, 3 tır ve 1 kamyon zincirleme trafik kazası yaptı. Elbette ölenler ve yaralananlar oldu. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar versin. Bu olayı duymamış olanlar şöyle düşünebilir; “Bu havada Eylül ayında görüş mesafesi nasıl kısalır? Kar, yağmur veya sisli hava da yok?” Maalesef otoyol kenarında yakılan anızlar ağaçlara sıçrayarak büyük bir yangına sebep oldu. Yangınla birlikte ortaya çıkan dumanlar görüş mesafesini kısaltarak zincirleme trafik kazası yaşanmasına yol açtı.

Bazı çiftçilerimiz tarlalarından ürünlerini hasat ettikten sonra tarlada kalan ürün artıklarını toplamak veya toprağa karıştırmak yerine, kendileri için daha kolay ve ilk anda masrafsız gibi görünen bir yöntem olan yakmayı tercih ediyorlar. Anızların yakılması zaman zaman ağaçlara sıçrayıp çok büyük orman yangınlarına neden oluyor. Ağaçların yanması çok farklı doğal olumsuzlukları beraberinde getiriyor. Yangın ile toprak altı ve toprak üstü tüm canlıların hayatına son veriyoruz.

Ağacın yanması oksijen kaynağımızın eksilmesi demek. Oksijeni yapay yollardan üretmeye çalışmak oldukça masraflı. Sadece bir insanın ayda tüketeceği oksijen miktarının yapay yollardan karşılanmasının maliyeti yaklaşık 33,5 trilyon TL! Oysa bunu ağaçlar bedava ve doğal yollarla yapıyor! Ayrıca anız yakmak soluduğumuz havayı kirleterek çevre kirliliğine sebep oluyor. Topraktaki organik maddeleri ve yararlı bakterileri yok ediyor. Bu durum toprakları daha verimsiz ve heyelana açık hale getiriyor. Bunun yanında anızların yakılması ile bitki büyümesini teşvik eden karbon ve azot kaybı arttığından toprağa yüksek oranda kimyasal gübre veriliyor. Bu durum toprakta tuzlaşmaya ve verim oranının düşmesine neden oluyor.

Anız yanması sırasında toprak yüzeyindeki sıcaklık 300 dereceye ulaştığından resmen verimli toprağı pişirerek öldürmüş oluyoruz! Önceki yıllarda da anız yakılmasına karşı önlem alınması için yapılan girişimlerin maalesef sonuçsuz kaldığını biliyoruz. Aslında 2872 sayılı Çevre Kanunun 20. maddesine göre para cezası verilebiliyor. (dekar başına 244 TL.) Ancak maddi ceza çok yetersiz. Para cezası miktarı arttırılarak daha caydırıcı hale getirilebilir. Ayrıca anız yakılmasının zararları konusunda da eğitilmesi ve anız yakma döneminde yaygın bir kampanya yapılması gerekir. Anız yakma dönemlerinde kontrol ekiplerinin sayısını arttırmak da başka bir çözüm yöntemi olabilir.

Bu dünya bize emanet. Biz bu emaneti bizden sonraki nesillere doğru bir biçimde teslim etmek zorundayız.

Sevgiyle kalın…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu