Gün içinde beslenmesine dikkat eden pek çok kişi, akşam saatlerinden sonra kendini buzdolabının karşısında bulduğunu söyleyebilir. “Aslında aç değildim ama yedim” cümlesi gece yeme alışkanlığı olan bireylerin en sık kullandığı ifadelerdendir. Peki gece yeme isteği gerçekten fiziksel bir ihtiyaç mı, yoksa öğrenilmiş bir davranış mı?
Gece yeme alışkanlığı; akşam yemeğinden sonra, çoğu zaman açlık hissi olmadan yapılan atıştırmaları ifade eder. Bu durum zamanla rutine dönüşebilir ve kilo artışı, sindirim problemleri, uyku kalitesinde düşüş gibi sorunlara yol açabilir. Burada önemli olan, gece yemenin nedenini doğru tespit etmektir. Çünkü çözüm, nedenine göre değişir.
Gece yeme isteğinin büyük bir kısmı fiziksel açlıktan değil, duygusal açlıktan kaynaklanır. Gün boyu yaşanan stres, yorgunluk, yalnızlık hissi ya da ödüllendirme ihtiyacı akşam saatlerinde yeme isteğini tetikler. Kendinize şu soruyu sormak farkındalık yaratabilir:
“Şu an bir tabak yemek yerine bir elma yesem yeterli olur mu?” Cevap hayırsa, büyük ihtimalle açlık değil, alışkanlık söz konusudur.
Gece yeme ataklarının en sık nedenlerinden biri gün boyunca yetersiz ve dengesiz beslenmektir. Öğün atlamak, çok düşük kalorili beslenmek ya da proteinden fakir diyetler akşam saatlerinde kontrolsüz yeme isteğine neden olur. Akşam yemeğinde sadece karbonhidrat ağırlıklı beslenmek (makarna, pilav, ekmek ağırlıklı sofralar) kısa sürede tekrar acıkmaya yol açar. Dengeli bir akşam yemeği; protein, sebze ve kompleks karbonhidrat içermelidir. Bu denge, gece açlık hissini büyük ölçüde azaltır.
Yetersiz uyku, iştah hormonlarını doğrudan etkiler. Geç saatlere kadar uyanık kalmak, yeme isteğini artırır ve gece atıştırmalarını kaçınılmaz hale getirir. Düzenli ve yeterli uyku, gece yeme alışkanlığını bırakmada en güçlü desteklerden biridir.
Gün içerisinde yeterli ve dengeli beslenmek, akşam yemeklerini çok geç saatlere bırakmamak, akşam yemeklerinin içeriğini daha uzun süreli tok tutan besinlerle yapmak, yemek sonrası rutinleri sağlıklı olanlarla değiştirmek (bitki çayı, küçük kasede yoğurt ya da kefir tüketimi gibi), televizyon karşısında otomatik yeme alışkanlığının farkında olmak ve bunu sağlıklı olanlarla değiştirmek, dışarda atıştırmalık yemekten kaçmak gibi yollarla gece yeme alışkanlığının önüne geçilebilir.
Gece yeme alışkanlığı bir günde oluşmadığı gibi bir günde de bitmez. Burada önemli olan, kendinizi suçlamak değil; nedenlerini anlayarak adım adım ilerlemektir. Her gece “başaramadım” demek yerine, “bugün neyi farklı yapabilirim?” sorusunu sormak çok daha yapıcıdır. Gece yeme alışkanlığı çoğu zaman bedenin değil, zihnin ihtiyacıdır. Bu alışkanlığı bırakmanın yolu aç kalmak değil; gün boyu dengeli beslenmek, duygusal farkındalık kazanmak ve sürdürülebilir alışkanlıklar geliştirmektir. Unutulmamalıdır ki sağlıklı beslenme, günün sadece bir bölümünü değil, bütününü kapsar.
DİYETİSYEN GÜLİN ALTUN – EDİRNE ÖZEL EKOL HASTANESİ