Hekimliğe adanmış ömürlere plaket takdimi

Edirne Tabip Odası tarafından mesleğe yıllarını adayarak 30, 40 ve 50’nci yılını geride bırakan hekimlere plaket takdim edildi. Meslekte 50’nci yılı geride bırakan Trakya Üniversitesi önceki rektörlerinden 1974 İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Prof. Dr. Osman İnci’ye, meslekte 50’nci yıl plaketi verildi.
Mesleğe yıllarını vererek 30, 40 ve 50’nci yılı dolduran hekimlere, Edirne Tabip Odası tarafından bugün Tabip Odası Lokali’nde düzenlenen törenle plaket verildi.

Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun, yönetim kurulu üyeleri ve oda üyelerinin katıldığı program, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü GETAT Daire Başkanlığı Müzik Bilim Kurulu Üyesi, Uygulamalı Müzik Terapileri Derneği Başkanı, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Öztürk tarafından ‘Yeni köye eski adet! Müzik Terapi’ isimli sunum gerçekleştirildi. Sunumun ardından Öztürk, müzik terapiyi canlı performansıyla katılımcılara bizzat deneyim ettirdi.

‘TÜRKİYE’DE İLK KEZ TRAKYA ÜNİVERSİTESİ’NDE MÜFREDATA KOYULDU’
Müzik terapinin Türkiye’de ilk kez Trakya Üniversitesi’nde müfredata koyulduğunu bildiren Prof. Dr. Levent Öztürk, kendisinin de aralarında bulunduğu 3 kişinin Cumhuriyet tarihinde ilk kez diplomalı ‘Müzik Terapisti’ ilan edildiğini açıkladı. Öztürk; “Türkiye’de müzik terapiyi ders olarak ilk kez Trakya Üniversitesi’nde müfredata koymuş olduk. Kurumsallaşma çalışmaları içerisinde Edirne, ilk kurulan müzik terapi derneklerinden birisine ev sahipliği yaptı. Arkadaşlarımla birlikte biz kurduk. Aralarında benim de bulunduğum 3 hekim, Sağlık Bakanlığınca verilen diplomayla Cumhuriyet tarihinin ilk belgeli müzik terapistleri oldu. Bakanlık, o güne kadar yaptığımız çalışmalarla bizleri ‘Müzik Terapist’ ilan etti. Bakanlık, daha sonra bizleri bilim komisyonunda görevlendirdi ve oradaki çalışmalarda yer almaya başladık. Sağlık Bakanlığı, her tür düzenlemeyi birlikte yapma eğilimindeydi ve 2018’de Cumhurbaşkanlığı himayesinde İstanbul’da düzenlenen uluslararası kongrede de davetli konuşmacılar olarak yer aldık. Yani Türkiye’de müzik terapinin, kanıta dayalı tıp ekseninden sapmadan devam etmesi ve merdiven altına inmemesi için büyük çabamız oldu. O arada da dünya çapında bir sürü müzik terapi modeli olduğunu fark ederek, biz de kendimize özgü müzik terapi modelleri geliştirebilir miyiz? Diye yeni bir müzik terapi modelini ileri sürdük. Bu yine akademide kabul gördü ve bununla ilgili bizim dışımızda çalışmalar yapılmaya başlandı” dedi.

“MÜZİK TERAPİYLE HASTANIN TEDAVİYE YANITI KÖKTEN DEĞİŞEBİLİYOR”
Müzik terapiyle kanser gibi hastalıkların tedavisinde daha hızlı yanıt alınabileceğinin altını çizen Öztürk; “Müzik terapi, sağlığa yönelik hedef koyan müzik girişimleridir. Eğer bir kişide onun sağlığına yönelik bir hedef koyuyorsak, bunun içerisinde müziği araç olarak kullanıyorsak, bunun adı müzik terapi oluyor. Müzik terapide 4 temel yöntem olarak doğaçlama, performans, besteleme ve dinleme uygulamaları gerçekleştirilir ve bunların harmanlanması sonucu oluşur. Örnek vermek gerekirse, onkolojik bir hastalıkta kişiye kanser teşhisi konuldu. Bu kişi ilk önce yaşama umudunu kaybediyor. ‘Benden bu kadar, demek ki bu kadarmış. ben öldüm’ gibi düşüncelere giriyor. Bu noktada bizim uyguladığımız onkolojik tedavilerin de başarısını azaltıyor. Ama müzik terapide şarkı yazdığımız bir model var ve müzik terapisti ile çalışmalar yaptığında, terapistimiz ona ölmeden önce bir eser bırakmasının mümkün olacağını belirtiyor. Eğer bu fikri hastanın zihnine ekebilirseniz hastada bir düşünce değişikliği oluyor. ‘Ben bu besteyi bitirmeden ölmeyeceğim’ düşüncesini yeşertebildiğiniz anda, bir taraftan da diğer tedavilere devam ederek o hastanın tedaviye yanıtı kökten değişebiliyor. Müziğin beyni etkilediğini biliyoruz. Müzik terapi ne geleneksel, ne tamamlayıcı, ne de alternatif. Müzik terapi de tıbbın içerisinde var olan, aslında binlerce yıldır kullanılan ve fizyoterapi gibi diğer terapi çeşitleri gibi bir model. Eğer hekim bunun farkında olursa kendi tedavi sürecinde müzik terapisti de dahil edip bundan faydalanabilir, ya da faydalanmayabilir” şeklinde konuştu.

Devamında meslekte 50’nci yılını dolduran Prof. Dr. Osman İnci’ye, 40’ıncı yılını dolduran Dr. Fikri Yurdacan ve Dr. Ali Özgen’e, 30’uncu yılını dolduran Uzm. Dr. Uğur Özdağlı, Uzm. Dr. Can İyiiz, Prof. Dr. Sibel Güldiken ve Dr. Soykan Özgür’e plaketleri takdim edildi.

DERS ALDIĞI ORD. PROF. DR. EKREM ŞERİF EGELİ’Yİ ANDI
Plaket takdiminde konuşan Trakya Üniversitesi önceki rektörlerinden meslekte 50’nci yılı geride bırakan Prof. Dr. Osman İnci; Türk tıbbının önemli isimleri arasına adını altın harflerle yazdıran Ord. Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli’den ders aldığını hatırlattı. Egeli’nin İstanbul işgalini protesto eden tıp okulu öğrencileri arasında olduğunu anımsatan Prof. Dr. İnci; “Ord. Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli gibi bu mesleğin duayenlerinden ders alan bir tek benim. Kendisinden birkaç cümle ile bahsetmek istiyorum. Kendisi 1901 doğumludur ve İstanbul’un işgaline yönelik kıvılcımın çakıldığı 14 Mart’ta bayrak asımında bulunan kişilerdendir. 14 Mart Tıp Bayramı’mız hepimize kutlu olsun” diye konuştu.
Adem Batuhan SEVER



