Kalifiye

Bu yazıma televizyonda az önce ana haber bülteninde izlediğim bir haber vesile oldu. İnsanlar çocukları olduğunda biraz büyümeye başlayınca hemen bir beklenti içerisine giriyorlar; “Benim çocuğum doktor olacak, mühendis olacak.” diye. Bu ilk başta iyi bir dilek gibi görünse de zamanla büyük bir beklentiye dönüşebiliyor. Belki genç anne babalar daha gerçekçi davranabilirler. Zaten eğitim sistemi de çocuklarımıza kesinlikle üniversite okumaya yönlendiriyor.

Üniversitede okuyan gençler de iş para kazanmaya gelince, onlar da beklentiye giriyor. Masa başında, bilgisayar karşısında ve iyi geliri olan bir iş arıyor. O kadar çok mühendis mezun etti ki üniversiteler, mühendislerin kendi alanlarında çalışabilecekleri yerler azaldı. Aynı şekilde herkesin üniversite okumasını bizzat devlet destekledi “Her İle bir üniversite projesi” ile. Yani bu bir eğitim depremi aslında. Aynı şekilde habire yeni yeni özel üniversiteler açılıyor.

Yeni açılan üniversitelere öğrenci lazım, ayrıca öğretim görevlisi lazım. Eğitim yaygınlaşıyor gibi görünse de aslında yeterli sayıda kaliteli, bilimsel, uluslararası yayınları olan akademisyen sayısı da her geçen gün azalıyor. Böyle olunca eğitimin kalitesi de düşüyor. Ayrıca işsiz insan sayısı artıyor. Oysa çocuklar daha ortaokula başlarken iyi bir çalışma ve yönlendirme ile ilgi alanlarına ve yeteneklerine göre yönlendirilerek eğitim almaları sağlansa daha doğru olmaz mı? Şu anda birçok genç öğretmen özel okullarda asgari ücretle çalışıyor. Aynı şekilde birçok üniversite mezunu da öyle.

Biz hangi meslekte çalışırsak çalışalım, önemli olanın alın teri ve dürüstçe çalışarak kazanılan paranın kıymetli olduğunu gençlere aşılayabilirsek, birçok sorunu da çözmüş oluruz. İşte televizyonda yazıma ilham veren haber bununla ilgiliydi.

Haberde 100.000 TL’ye çalışacak eleman arandığı söyleniyordu. O da vinç operatörü! Bu işe yeterli talep olmuyormuş. Türkiye’de sadece bu işte 500.000 açık varmış! Birçoğumuzun böyle bir işten ve meslekten haberi yok belki de. Örneğin biz bir geziden dönerken valizimiz havaalanında zarar görmüştü. Tamirciye götürdük ve tam iki buçuk ay sonra alabildik. Niçin biliyor musunuz? Çünkü koca Edirne’de valiz tamircisi sadece bir kişi var. Usta bize kaç lira derse mecbur kabul ediyoruz. Ustaya bir şey olsa yerine alternatif yok iyi mi?…

Aynı şekilde tarımla gençlerin uğraşması kötüymüş gibi bir algı var ve bu alanda da çalışacak insan bulmak iyice zorlaştı. Köylerde şu anda tarımla uğraşanlar genellikle 65 yaş ve üstü insanlar. Sonra ne oluyor biliyor musunuz, söylediğim alanlara ülkeye gelen yabancılar talip oluyor ve çalışıyor. Öncelikle çocuklarımızın ilgi ve yeteneğini belirlemek, sonra da en kutsal mesleğin alın teriyle yapılan ve helal yoldan kazanılan para olduğunu anlatmak ve benimsetmek mecburiyetindeyiz. Yoksa hem işsiz insan sayısı daha fazla artar hem de kalifiye eleman sorunu.

Sevgiyle kalın…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu