Keşke yaşanmasaydı

İki ay önce kitap almak için uğradığım ve çok değer verdiğim yayınevi sahibi Şeref Bey, alışveriş sonrası bize çay ikram etti ve “Hocam, bir kitabımız var yeni basılacak, size örnek basımını vereyim, okuyup yorumunuzu benimle paylaşır mısınız?” dedi. Bu teklifi kitap okumayı çok seven biri olarak memnuniyetle kabul ettim.

Eve döndüğümüzde kitabı okumaya başladım ama kitabı elimden bırakmak istemiyorum ve sadece arada bir kaç yudum su içip okumaya devam ediyorum. Kitabın akıcı bir anlatımı olduğu için, gerçekten bir çırpıda okudum ve kitabı bitirdiğimde gece yarısını çoktan geçmişti. Kafamda kitapla ilgili deli sorularla o gece ülkemizin tarihsel geçmişinin muhasebesini yapmaktan kendimi alamadım. Hani biz bir vakitler Evladı-ı Fatihan’dık ve hoş görünün zirvesini yaşamış çok uluslu bir devlettik; ya da biz altıyüzotuziki yıl hiç bir dini inancın ibadetini engellememiştik? Nasıl olurdu 1934 Trakya Olayları?

Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum, Edirne, yüz yıllarca demografik yapısına paralel olarak hoş görünün ve farklı inançların bir arada kardeşçe, barış içinde yaşadığı bir kent olmuştur. Selimiye Cami’sinin ihtişamlı görünüşünün yanında, Büyük Sinagog’un varlığı yoksa nasıl açıklanabilir? Bir kaç gün önce büyük bir kafenin camına asılan bir yazı dikkatimi çekti,”Bu ay Ramazan,Pesah ve Paskalya bir arada” diye yazıyor.Üstelik Bahai inancının Rızvan Bayramı da Nisan ayında. İşte Edirne’de yaşamanın güzelliği de bu olsa gerek diye düşündüm. Yani birleştirici, kucaklayıcı ve asla ayırım yapmayan, Yunus Emre’nin; “Yaratılanı severim Yaratandan ötürü” sözünün en çok uygun olduğu kentlerimizden biridir.

 Bu cumartesi günü(16/04/2022),Sayın Hakan Özaydınlık Edirne Kent Müzesi’nde Sarı Veda’nın ilk imza gününü yaptı.

Sarı Veda’yı imzalatırken yazarımıza sordum: -Bu kitap için bir cümleyle ne dersiniz?

Dediki;”keşke yaşanmasaydı”.

Güzel “D’andarne” mizde yaşanmış ama dillendirilmemiş 1934 olaylarını, sadece dinleri farklı, ama kalpleri bizimle atan hemşehrilerimizin ve komşularımızın yaşadıklarını akıcı ve çok etkili bir dille yazmış ve bir solukta okunuyor, “D’andarne Sarı Veda”. Bu kentte yaşamak ve kök salmak için gelmiş, barış içinde yaşamayı düstur edinen hiç kimse Edirne’ye veda etmek zorunda kalmasın. Edirne çok yaşanılası, âşık olunası ve her metre karesinde farklı bir tarih örgüsü bulunan, etkileyici bir yer.

Sizler de burada yaşadığımız insanların bu topraklardan nasıl koparıldığını ve yakın tarihimizde yaşanan olayları bir roman tadında okumak, öğrenmek ve anlamak istiyorsanız bu kitabı tavsiye ederim. Sevgiyle ve kitapla kalın.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
error: İçerik korunmaktadır !!