Lodosum tuttu

Sabahtan bu yana şehirde etkisini sürdüren kuvvetli lodos, son günlerde kafamın içinde dolaşan uğultunun vücut bulmuş hali gibi düşünce bulutlarını dağıtıyor.

Canlıların, içsel ve dışsal çevreyi algılamayı sağlayan, bilgi elde eden ve elde ettiği bilgiyi işleyerek vücut içerisindeki farklı bölgelere ileten sinir hücrelerinin şekli, ağaç dallarına benzediğinden mi bilmem beynimde bir lodos girdabı ile sağlı sollu savruluyor. Bildiğim, duyduğum, hissettiğim ne varsa kuru yaprak ve çalılar gibi ordan oraya sürükleniyor, birbiriyle çarpıştıktan sonra uzaklaşıyorlar. Gökyüzünde zikzaklar çizerek gezinen ürpertici bu ıslığın, iç sesimin sözlerini görgü kurallarını görmezden gelerek kesmesi yetmezmiş gibi hızı da kurduğum hayalleri, bir poşetmiş gibi önce yerden yükseğe doğru havalandırıp içini bolca umutla dolduruyor ardından hiç beklenmedik anda bir engele takıp bırakıveriyor.

Rüzgar, Dünya yüzeyinde alçak basınçla yüksek basınç bölgeleri arasında nasıl bir yer değiştirme hareketi yapıyorsa ruh da insan bedeninde algı ve davranışları yüksekten aza doğru hareket ettiriyor. Büyük bir öfkeden sakince yapılan bir akıl yürütmeye, bir intikamdan hak ve hukuku yerine getirmeye, ortalığı velveleye vermekten dinginliğe, yatsıda sönen mumun ardından onuncu köyün yolunu tutmaya doğru uzanıyor. Tüm bunlar ruhun sahip olduğu özelliklere göre ya bir esinti ya da bir fırtınaya dönüşüyor. 

Rüzgarların estikleri yöne göre isim almaları gibi özümüz de yaşadığımız coğrafyada bu şekilde isimlendiriliyor. Güneyden esen rüzgara kıble, kıbleye doğru esen ruhlara muhafazakar diyoruz. Güneydoğudan esene keşişleme, o bölgede yaşayan insana kürt, kuzeyden esene yıldız, aynı yönden gelen düşüncelere komünist adlandırıyoruz. Ama bu adlandırmalar rüzgarlar için İstanbul baz alınırken yurttaş için ülkenin başkenti; Ankara alınıyor. İnsanlar, rüzgar gibi yönlerine göre ayrıştırılıyor. Geldiği yöndeki geçmişi, yaşayışları, kültürleri kısacası kaynağı göz ardı ediliyor.

Her zaman güneybatı yönünü belirten lodos, ülkenin neresinde yaşıyor olursanız olun yönünü hiç şaşmaz, güneybatıdan gelir. Ancak Akdeniz Bölgesi’nde denizden karaya eserken Karadeniz’de karadan denize eser. Yani lodostan nasıl etkilendiğiniz sizin nerede olduğunuza ve hangi yöne baktığınıza bağlıdır. Doğduğunuz şehrin, aldığınız eğitimin, yaşadığınız tecrübelerin, sahip olduğunuz özün, bedeninizde kimi zaman esen kimi zaman fırtınalar koparan ruhunuz gibi. Deniz seferlerini durduran, soba zehirlenmelerine neden olan insanlarda; baş ağrısı, yorgunluk, uykusuzluk, depresif ve huysuz tavırlara sebep olan bu sıcak yerel rüzgardan etkilenmemek için elimizdeki en büyük koz yakın tarihte ünlü bir büyüğün söylediği gibi “yakalanmamak” yani dışarıya çıkmamak, başımızı kuma gömer gibi evde kalmak.

Halk arasında yağmur getirdiği için gözü yaşlı olduğu söylenen lodos, sinirlerimizi hallaç pamuğu gibi attıktan sonra umarım bir nebze olsun ruhlarımızın tıkalı gözeneklerini açar, ölü düşüncelerden arındırır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
error: İçerik korunmaktadır !!