‘Okullar salgın riskiyle karşı karşıya bırakılıyor’

Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Edirne Şube Başkanı Kezban Demir, bugün başlayan 2024-2025 eğitim-öğretim yılında öğrencileri bekleyen en önemli sorunlardan birisinin temizlik olduğuna vurgu yaparak; “İşgücü uyum programı kapsamında okullarda görev yapacak olan temizlik personeli yarı zamanlı olarak çalıştırılabilecek ve sadece üç gün okulda bulunacaklardır. Temizlik personelinin görevli olmadığı diğer günlerde yüzlerce ve bazı okullarda binden fazla çocuğumuzun kullandığı tuvaletler başta olmak üzere temizlik sorununun oluşacağı açıktır. Okullarımız salgın hastalık riski ile karşı karşıya bırakılmaktadır” şeklinde konuştu.
Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) tarafından Kent Konseyi hizmet binasında basın toplantısı düzenlenerek, 2024-2025 eğitim öğretim yılında öğrencileri bekleyen sorunlara dikkat çekildi.

‘ÇOK ÜZGÜN VE ÖFKELİYİZ’
Veli-Der Edirne Şube Başkanı Kezban Demir, konuşmasının başında Diyarbakır’da 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Demir’i andı. Demir; “21 Ağustos tarihinden itibaren kayıp olan ve tam 19 gün boyunca aranan Narin’in maalesef ki dün cansız bedeni bulundu. Çok üzgün ve çok öfkeliyiz. Narin’in kaybedilmesi ve katledilmesinden sorumlu olanların ortaya çıkarılıp en ağır şekilde cezalandırılması ve tüm çocuklarımızın güvenle yaşayacağı bir ülke talebimizi öncelikli olarak iletiyoruz” dedi.
‘VELİLER ANAYASAYA AYKIRI OLARAK BAĞIŞ YAPMAYA ZORLANMAKTADIR’
Velilerin okullarda ‘kayıt parası’ adı altında okula bağış yapmaya zorlandığını ifade eden Demir; “Daha okul başlarken veliler, ‘kayıt parası’ adı altında Anayasaya aykırı olarak bağış yapmaya zorlanmaktadır. Bu konuda kamu okulları, özel okullarla adeta yarışmaktadır. Bunun dışında bir öğrencinin kıyafet, çanta ve kırtasiye masrafı, sınıf seviyelerine ve okul kademelerine göre 3.000 ila 6.000 lira arasında değişkenlik göstermektedir. Bu durum orta ve dar gelirli aileleri kara kara düşündürmektedir. Çünkü bu masraflar okulların açıldığı ilk günlerle sınırlı değildir. Kırtasiye giderleri, belirli gün ve hafta etkinliklerinde yapılan harcamalar, beslenme ve kantin giderleri, ulaşım giderleri gibi masraflar eğitim öğretim süresi boyunca devam etmektedir. Yine bir öğrencinin beslemesi için yapacağı kantin masrafıgünlük en az 100 liradır. Bir öğrencinin ailesine bir aylık eğitim maliyeti, (öğrencinin servis yerine toplu taşım araçlarını kullandığını var sayarsak) 5.500 ila 12.000 lira aralığındadır. Ülkemizde asgari ücretin standart ücret haline geldiği, yani çalışanların yüzde 60’ının 17.000 lira aldığı düşünülürse bu ailelerin çocuklarını okutmak için ne kadar zorlandığını tahmin etmek zor değildir” şeklinde konuştu.
‘HER 3 ÇOCUKTAN 1’İ YOKSUL, HER 5 ÇOCUKTAN 1’İ OKULA AÇ GİDİYOR’
Demir, Türkiye’de her 3 çocuktan birinin yoksul, her 5 çocuktan birinin de okula aç gittiğinin altını çizerek; “Her 3 çocuktan 1’i yoksul, her 5 çocuktan biri okula aç gidiyor. Düzenli sosyal yardım alan aile sayısı yaklaşık 4 milyon. Ailesinin yanında temel ihtiyaçları karşılanamayan çocuk sayısı 171 bin 895. Bu sayının 2025 yılında 200 bini bulacağı öngörülüyor. Özellikle dezavantajlı bölgelerdeki okullarda, öğrencilerin yetersiz ve dengesiz beslenmelerinden kaynaklı bodurluk, kansızlık, öğrenme güçlüğü, bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak sık sık hastalanma, zihinsel ve fiziksel gelişimlerinde yavaşlama ya da durma gibi sağlık sorunları yaşamaktadırlar. Bu çocukların her biri yetersiz beslenme yani açlık ile mücadele ediyor. Bu nedenle ‘ücretsiz okul yemeği’ programı hayati önemde ama siyasi iktidarın gündeminde yok. Veliler olarak, yaklaşık 4,5 yıldır Bakanlıktan, okullarda sağlıklı ve nitelikli bir öğün yemek ve sağlıklı içilebilir su talebimiz karşısında Bakanlık sessiz kalmayı yeğlemekte; ısrar edildiğinde ya tasarruf tedbirleri kapsamında kısıtlamaya gidildiğini ya da kaynak yetersizliğini gerekçe göstermektedir” diye konuştu.
‘OKUL TERKİNİN EN ÖNEMLİ NEDENİ YOKSULLUKTUR’
Okul terklerinde en büyük etkenin yoksulluk olduğuna dikkat çeken Demir, bundan dolayı okul terki sayısında artış yaşandığını dile getirdi. Demir; “Okul terkinin en önemli nedeni yoksulluktur. Eğer ailede okul çağında iki veya daha fazla çocuk varsa, biri veya birkaçı eğitimden çekilmektedir. Eğitimden çekilenler de genellikle kız çocuklarıdır. Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Eğitim İzleme 2023 yılı raporuna göre 2022-23 öğretim yılında zorunlu eğitim çağındaki yaklaşık 442 bin 643 çocuk eğitimin dışında kaldı. Bu rakam önümüzdeki yıl daha da artacaktır. TÜİK rakamlarına göre çocuk işçi sayısı yüzde 22,1. Sadece bu rakamlar bile artık eğitimin hem ülkemizde hem de hane içinde alt basamaklarına indiğini gösteriyor. Okul terki demek çocuk işçi, çocuk evliliği, suça bulaşan çocuk, sokakta risk altında yüzlerce çocuk demektir” ifadelerini kullandı.
‘TARİKAT VE CEMAAT YURTLARINDA ÇOCUKLARIN BAŞINA NELER GELDİĞİNİ BİLİYORUZ’
Ailelerinden uzakta eğitim gören çocukların tarikat ve cemaat yurtlarına mecbur bırakıldığını söyleyen Demir; “2012-2013 eğitim öğretim yılında 4+4+4 uygulamasıyla başlayan eğitimdeki geriye gidişler; sınav sistemlerinde yapılan değişikliklerle çocuklarımızın zorla imam hatiplere yönlendirilmeleri, tarikat ve cemaatlerle protokoller imzalanması, ÇEDES uygulamasıyla okullara imamların sokulması, zorunlu seçmeli din dersleriyle dini içerikli ders saatlerinin artırılması ve en sonunda tüm karşı çıkışlara rağmen çağdışı, bilim dışı müfredatın dayatılmasıyla bugünkü noktaya gelmiştir. Ayrıca, ailelerinden uzakta eğitim görmek durumunda olan çocuklarımızın barınma sorunu özellikle çözülmeyerek tarikat ve cemaat yurtlarına mecbur bırakılmaktadırlar. Bu yurtlarda çocuklarımızın başına neler geldiğini çok iyi biliyoruz. Bu durum kabul edilemez” açıklamasını yaptı.
‘OKULLARIMIZ SALGIN HASTALIK RİSKİ İLE KARŞI KARŞIYA BIRAKILMAKTADIR’
Okullardaki temizlik sorununa da dikkat çeken Demir; “Trakya Birlik ve Vali Fahri Yücel ilkokulları bu yıl da ikili öğretim yapmak zorunda kalmışlar ve Mimar Sinan Ortaokulu Selimiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin üst katına taşınmak zorunda kalmıştır. Yeni yerleşim bölgesi denilen mahallelerdeki okullarda ise bazı sınıfların mevcutları 40’ı aşmıştır. Kalabalık okullarımız başta olmak üzere tüm okullarımızı bekleyen bir diğer sorun ise bu eğitim öğretim yılında temizlik olacaktır. İşgücü uyum programı kapsamında okullarda görev yapacak olan temizlik personeli yarı zamanlı olarak çalıştırılabilecek ve sadece üç gün okulda bulunacaklardır. Temizlik personelinin görevli olmadığı diğer günlerde yüzlerce ve bazı okullarda binden fazla çocuğumuzun kullandığı tuvaletler başta olmak üzere temizlik sorununun oluşacağı açıktır. Okullarımız salgın hastalık riski ile karşı karşıya bırakılmaktadır” ifadelerine yer verdi.
‘LAİK, BİLİMSEL, DEMOKRATİK, KAMUSAL EĞİTİME DERHAL GERİ DÖNÜN’
Veli-Der olarak çocukların, iktidarın kendi ideolojilerine uygun toplum yaratma projelerine alet edilmesine ve emeklerinin sermayeye peşkeş çekilmesine izin vermeyeceklerine vurgu yapan Demir; “Millî Eğitim Bakanlığı’na her zaman olduğu gibi buradan sesleniyoruz. İktidarın bekası ve sermayenin talepleri için çocuklarımızın ve ülkenin geleceğini karartmaya yönelik gerici uygulamalardan vazgeçin; laik, bilimsel, demokratik, kamusal eğitime derhal geri dönünün” açıklamalarında bulundu.
Adem Batuhan SEVER



