Ragbi Günlükleri 104

Ragbide, haziran ayları geldi mi biliyoruz ki 7’li ragbi milli heyecanı başlayacaktır. Rugby Europe organizasyonlarında birbiri ardına sahne alacak takımlarımız. Haziran ayı içerisinde büyüklerde, temmuz ayında U18’de Avrupa rekabetinde yer alacağız. Sahaya ilk çıkacak olan takımımız, 7’li Ragbi erkek milli takımımız olacak ve 2019 yılında 2. olma başarısını gösterdiği Avrupa Konferans 1 seviyesinde mücadele edecek.

Hazırlıklarını Kocaeli’nde gerçekleştiren milliler, bir haftalık kampın ardından Belgrad’a doğru yola çıktı. Hazırlık kampının organizasyonunda, Kandıra Akçakoca ALSK Başkanı Bayram Hocamız’ın büyük emekler sarf ettiğini belirtelim. Geçtiğimiz hafta sonu, koçumuz Cherokee Slyvain Ngue liderliğinde ülkemizi temsil eden kadromuz şu isimlerden oluştu: Eyüp Ensar Daş, Sefa Kaptan, Aykut Kanaçlar, Yusuf Sarıcan, Etem Seydioğlu, Mustafa Kaplan, Ramazan Tomruk, İsmail Danışmaz, Ömer Özcan, Burak Özkan, Kerim Cömert, Arda Genç. Bu turnuva için hazırlanan milli takım formalarımıza da değinmek istiyorum. Bayrağımızın kırmızı-beyazından başka renk aramamamız gerektiğini düşündüm her zaman. Turkuaz ve yeşile çalan renkteki forma tasarımlarına hiç anlam veremedim. Bu turnuvada giydiğimiz kırmızı ve beyaz renkteki formalarımızı çok beğendiğimi söylemeliyim. Bu renklerde, bayrağımızın renklerinde ısrarcı olmalıyız.

bej 8070 min | Edirne Ahval Gazetesi4 Haziran Cumartesi sabahı başlayan turnuvanın açılışını, millilerimiz yaptı. Türkiye saati ile 11.00’da başlayan maçta rakibimiz, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ydi. Maçın ilk dört dakikasında topa daha çok sahip olan, ancak buna rağmen herhangi bir tehlike yaratamayan Güney Kıbrıs’tı. Topla ilk oynama şansı yakaladığımızda, bu aksiyonumuz sayı ile sonuçlandı. Takımımız adına açılış sayısını yapan oyuncu Aykut Kanaçlar oldu. Ekstra vuruşunda sayıya dönüşmesiyle skor 7-0’a geldi. Bu sayının ardından, oyunu yeniden başlatacak olan vuruşu yapan takımımız, rakibinin henüz hazır olmadığını görerek, akıllı bir başlangıç yaptı ve kolay bir sayıyla skoru 12-0’a getirdi. İlk yarının sonlarında kaptan Mustafa Kaplan’la bulduğumuz sayı, devre skorunu belirliyordu:19-0. İkinci yarıda da sayılarına devam millilerimiz, turnuvada çıktıkları ilk karşılaşmadan 36-0 galip ayrılmayı başardı. Takımımızın ikinci yarıdaki sayıları Ramazan Tomruk, Yusuf Sarıcan ve Sefa Kaptan’dan geldi. Güney Kıbrıs, oyun olarak zayıf bir takım. Açıkçası, sahada gösterdikleri oyun bir 7’li ragbi takımına da benzemiyordu. Maç boyunca, milli takımımızı zorlayacak girişimleri olmadı. Turnuvaya rahat bir galibiyetle başladığımızı söyleyebilirim. İlk dört dakika, rakibimizin bu denli topla oynamasına izin verişimiz, yine bizim hatalarımızdan kaynaklanıyordu. Böyle bir maç için çok fazla penaltı cezası yediğimizi düşünüyorum. Ve yine, maç boyunca iki oyuncumuz sarı kart görerek, takımımızın bir süre sahada 6 kişiyle oynamasına sebebiyet verdiler. Bu hatalarımızı Güney Kıbrıs değerlendiremese de başka takımlar mutlaka değerlendirecektir. Bu maç üzerine son söyleyebileceğim, başlangıç vuruşları hakkında. Bu vuruşları, rakibimimizin dizilişine bakarak yapsaydık, her topu geri alabilir ve savunma yapma gereği bile duymadan maçı tamamlayabilirdik. Her ne olursa olsun, kazanarak başlamak güzel.

bej 8070 min | Edirne Ahval GazetesiGünün ikinci karşılaşmasında, saat 14.00’da sahadaydık. Bu maçtaki rakibimiz, gruptaki ilk maçını kazanan Karadağ’dı. Maça, arka arkaya bulduğu sayılarla başladı milli takım. İlk maçta da uyguladıkları sayı sonrası hızlı başlangıç, Karadağ karşısında da işledi ve kısa sürede 14-0 öne geçmeyi başardık. 4. dakika içerisinde, rakibin hatası sonrası kazandığımız penaltıyı hızlı kullanıp, bir sayı daha bularak skoru 21-0’a getirdik. İlk yarının sonunda, Aykut Kanaçlar’ın kaçırdığı tackle sonrası rakibimiz, bir sayı buluyor ve ilk yarı 21-7 tamamlanıyordu. İkinci yarının başında, rakibimizden bir oyuncunun sarı kart görmesiyle sayısal avantajı da kazanıyor ve bu avantajı iyi kullanan millerimiz, sayılarına devam ediyordu. 38-12 tamamlanan maçın ardından millilerimiz, grubunda ilk iki sırada olmayı garantiliyordu. İlk maçımıza göre daha kuvvetli bir rakiple oynamamıza rağmen, sahada ilk maçından daha iyi performans gösteren bir takım vardı. Atletizm ve oyun olarak şu ana kadar karşılaştığımız rakiplerimizin önündeyiz. Bu üstünlük, skorlarımıza da yansıdı. ”Karadağ karşısında sıkıntı yaşamadık mı?” derseniz, ilk maçta olan ”not 10” yani 10 metreyi geçmeyen başlangıç vuruşları bu maçta da yaşandı. Bundan daha önemlisi, fizik olarak bizden daha büyük olan rakibimize tackle(toplu adamı yere düşürme) atmakta zorlanmamız, yediğimiz iki sayının da ana nedenleriydi.

Günün son karşılaşmasında, saat 17.00’da Sırbistan karşısındaydık. Oyun, Türkiye’nin başlama vuruşuyla hareketlendi. İlk dakikalarda yaptığımız başarılı savunma sonrası kazanılan topla, maçtaki ilk sayımız Sefa Kaptan’dan geliyordu. Aykut’tan offload pasını alan Sefa, tüm sahayı geçerek Türkiye’yi öne geçiriyordu. Beşinci dakika içerisinde kazandığımız penaltıya hızla başladık. Mustafa Kaplan’nın kırdığı savunma hattına, Ramazan Tomruk’un destek koşusu da eklenince, Türkiye hanesine bir sayı daha yazıldı:14-0. Milli takımımız, ikinci yarıya bir değişiklikle girdi. Aykut, yerini İsmail Danışmaz’a bırakırken, Sırbistan’ın vuruşuyla oyun tekrardan başladı. İkinci yarının ilk dakikalarında, Sırbistan’ın oyuna tutunma çabalarını izledik. Bu çabaları boşa çıkaran sayı, üçüncü dakikada Yusuf’tan gelirken, skor 21-0 oluyordu. Son dakikalarda bulduğumuz sayı ise, skoru tayin etti. 26-0’la, grubumuzun son maçından da galibiyetle ayrıldık.

Kayıpsız geçtiğimiz ilk günü özetlemek gerekirse, oyun ve atletizm olarak grubumuzdaki rakiplerinin önünde bir Türkiye izledik. Oynadığımız üç karşılaşmada da rahat bir oyun oynayan milli takım, bu rahatlığı skora da yansıtmayı başardı. İlk günden çıkartmamız gereken dersler; verilen kolay penaltılar, görülen sarı kartlar ve istikrarsız başlangıç vuruşları olabilir. Grupta stres seviyesi yüksek bir maç oynamadığımızdan, takımımızın baskıya nasıl tepki vereceğini bilemiyoruz. Telafisi olmayan klasman maçlarında, millilerimiz son düdüğe kadar mücadelelerini sürdürmeleri gerekiyor. Günün başarılı isimlerine değinecek olursak, genel olarak takım halinde başarılı bir performan sergilense de birkaç ismi öne çıkartabilirim. Yusuf Sarıcan, Mustafa Kaplan ve Ramazan Tomruk’un öne çıkan oyuncularımız olduklarını düşünüyorum.

Turnuvanın ikinci günü, klasman maçlarının oynanacağı, takımların sıralamalarının belirleneceği, telafisi olmayan gündü. İlk gün alınan sonuçların ardından, çeyrek finaldeki rakibimiz Norveç’ti. Günün açılışı, yine millilerimiz tarafından yapıldı. Norveç’in başlama vuruşuyla hareketlenen oyunda ilk atak denememiz, knock on(topun elden öne düşmesi) ile sonuçlandı. Sonrasında yapılan scrumı kazanan milli takım, maçtaki ilk sayısını Etem ile buldu. Yusuf’un yaptığı akıllı başlangıç vuruşuyla topa tekrardan hákim olan takımımız, ikinci sayısına Ramazan ile ulaşıyordu. 3. dakikada 10-0 öne geçtikten sonra, Norveç karşılık vermeye çalışsa da savunmamızı aşamadı. İlk yarının sonunda, Etem Norveç savunmasını geçip, topu Ramazan’la buluşturunca, ilk devrenin de skoru olan 17-0 oluştu. İkinci yarıya yine alıştığımız bir değişiklikle girdi milli takım. Aykut, yerini İsmail’e bırakırken, ikinci yarı Türkiye’nin başlama vuruşuyla başladı. Kısa sürede topu rakibinden kazanmayı başaran Türkiye, Yusuf’un bireysel becerisiyle yarattığı sayı sonrası skoru, 24-0’a getirdi. Farkın açılmasıyla koçumuz, oyuncu değişikliklerine başladı ve kenarda bekleyen oyuncularımız da şans buldu. Skorun 24-0’a gelmesinden sonra, oyunun rüzgarı Norveç lehine değişti. Skorun ve o ána kadar oynanan oyunun verdiği rahatlık, sahadaki takımın değişmesi gibi sebeplerin oyundaki kontrol değişikliğinde etkili olduğunu düşünüyorum. Son dört dakikadaki oyundan düşüşümüzün, kalan maçlarımız için ciddi bir uyarı olduğunu söylemeliyim. Sahada kimle oynarsak oynayalım, skor ne olursa olsun son düdüğe kadar konsantrasyonumuzu kaybetmemiz gerektiğinin uyarısıydı bu. Bu maçta, takımımız adına en etkili ismin Etem olduğunu düşünüyorum. İkinci yarının başında oyundan çıkışıyla, oyunun geri kalanında O’nu aradığımızı söyleyebilirim. 24-19’la yarı finale yürüyoruz.

Yarı finalin saati yaklaştıkça, heyecanımız artıyordu. Kazanılacak bir maç, bizi tekrardan Trophy seviyesine taşıyacaktı. TSİ 16.12’de çaldı maçın başlangıç düdüğü ve Moldova vuruşuyla oyun hareketlendi. İlk iki dakikada, 22 metre çizgimiz etrafında oynandı oyun. İlk hatamız da bu anlarda geldi. Yusuf’un attığı pası araya girerek çalan rakibimiz, maçta 7-0 öne geçiyordu. Bu sayıya çok geçmeden Ensar ile cevap versek de ilk yarının kalan kısmı, Moldova’nın hâkimiyetinde tamamlanıyordu. İlk yarı sonucu 19-5 rakibimiz lehineydi. İkinci yarıya oyuncu değişiklikleriyle başladı koçumuz. Sahadaki oyunu değiştirecek x faktörü arıyordu belli ki. Yapılan değişikliklerin oyunu değiştirecek etkiyi yapamaması, rakibimizin baskınlığının kırılamaması bizi, yarı finalde üzülen taraf yapıyordu. Maç boyunca, başlangıç vuruşlarından itibaren rakibimizin kurduğu baskı, kötü savunmamızla birlikte kaçırdığımız tacklelar final yürüyüşümüzün sonlanmasındaki en önemli nedenlerdi. Son düdük çaldığında skor, 29-5’i gösteriyordu.

Yarı finallerin kaybedenleri olarak, Monako ile birlikte 3.lük maçına çıkıyorduk. Saat 19.30’da düdük çaldı ve Monako vuruşuyla başladı oyun. Skor açılışını, ikinci dakika içerisinde Monako yaptı. Savunmamızın çözülmesi bir makas hareketini(switch) bekliyormuş. Bu sayıdan birkaç dakika sonra Arda Genç, sonra da Sefa Kaptan’ın sayılarıyla rakibimize cevap vererek, ilk yarıyı 12-7 önde kapattık. İkinci yarıya sayıyla başlamak ve bu sayıları devam ettirmek millilerimize Avrupa Konferans 1 üçüncülük kürsüsünü getirdi. Avrupa Konferans 1’in kazananı ise, Moldova’yı 12-0’la geçen İsviçre oluyordu.

Monako maçının bitiş düdüğünün çalmasıyla birlikte, oyuncularımızda ve teknik heyette bir sevinç hali hakimdi. Benim çok anlam veremediğim bu sevinç háli, fotoğraf ve videolara yansıdı. Yarı finalde yaşanan hayal kırıklığından sonra 3.lük, benim için bir anlam ifade etmiyor. Hala Moldova maçı kafamda dönüyor.

Bahsedeceğim son konu, oyuncu seçimleri. Bu konudan iyi günde de kötü günde de bahsedeceğim. Çünkü bilgi eksikliğim var. Oyuncu seçimleri hangi kriterlerle yapılıyor? Nelere dikkat ediliyor? Seçimlere müdahale var mı? Neden federasyon sitesinden kampa çağırılan isimleri göremiyoruz? İlk hazırlanan listede olmayan isimler, sonradan yapılan konuşmalarla listeye eklenebiliyorsa, mesela Üniversiteler Ligi’nin MVP’si Ömer Faruk Pir neden o listeye eklenemiyor? Hak etmediğinden mi? Hiç sanmıyorum. Sakın ”Ama siz 7’li Ragbi Ligi’nde oynamıyorsunuz.” demeyin. Daha önce 15’li Ragbi Ligleri’nde oynamayıp, 15’li ragbi milli takımına oyuncu olarak davet edilenleri gördük. Hem de yapılmayacak denmesine rağmen. ”Şu kriterlerle, şu oyuncuları milli takıma davet ettik.” deyin ve internet sitenizden kamp listelerini yayımlayın. Bizde, ”Bir bildikleri varmış.” diyelim. Bilgi eksikliği, suyun her zaman bulanık olmasına neden olacak.

*Fotoğraflar, Rugby Europe internet sitesi ve facebook sayfasından alınmıştır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
error: İçerik korunmaktadır !!