Ragbi Günlükleri 109

Haziran ayı içerisinde büyükler kategorilerinde yaşanan milli heyecanlar, Temmuz ayıyla birlikte U18 milli takımlarımızla devam ediyor. Avrupa Trophy Serisi’nde yarışan kadın-erkek U18 7’li ragbi milli takımlarımızdan ilk sahne alan, kadın milli takımımız oldu. Geçtiğimiz hafta sonu, Polonya’nın Zabki şehrinde mücadelelerini verdiler. Türk ragbisi adına Polonya’da yaşanan bir diğer önemli hadise, hakemlik müessesemizdeydi. Haziran ayı içersinde 7’li Ragbi Erkekler Konferans 2’de ilk defa görev alan Türk hakem Servet Uslu’nun ardından, bir başka Türk hakemimiz Medine Doğan da ilk defa uluslararası bir deneyim yaşadı ve U18 7’li Ragbi Kadınlar Avrupa Trophy Serisi’nde görevlendirildi.

2021 yılında ilk defa katıldığımız U18 Avrupa Trophy Serisi’nde, oynadığımız altı maçın üçünü kazanarak, turnuvayı dördüncü tamamlamıştık. Yedi takımla oynanan geçen yılki turnuvanın ardından bu yıl, iki yeni ülkenin, Andorra ve Romanya’nın da eklendiğini gördük. Andorra ve Romanya’nın dışındaki katılımcı ülkeler Polonya, Almanya, Macaristan, Türkiye, Litvanya, İsveç ve Letonya oldular.

w sz0143 | Edirne Ahval GazetesiU18 7’li Ragbi Türkiye Şampiyonası’nda başarılı performans gösterenler arasından seçilen oyuncularla, 21 Haziran’da Aksaray’da çalışmalarına başladı takımımız. Milli takımımızın teknik heyeti Elif Makal Ermut, Selçuk Cömert ve Osman Kale’den oluşurken; sağlıkçı olarak Dr. Levent Karaçoban ve Fizyoterapist Merve Çelik görev yaptılar. Takımımızı oluşturan 12 sporcumuz şu isimlerden oluştu: Elif Leyla Öden, Gülbahar Ekinci, Sedanur Alagöz, Melisa Berberoğlu, İlayda Atmaca, Hatica Nur Büyükşen, Ayça Akçınar, Seher Yurtdaş, Gamze Özbek,Irmak Karabaş, Rümeysa Şan, Bengisu Kurul. 

2022 U18 7’li Ragbi Kadınlar Avrupa Trophy Serisi’ne katılan 9 ülke, üçerli olarak üç grupta toplanmışlardı. Polonya ve Almaya’nın favori olduğu turnuvada Türkiye, C grubunda Andorra ve Macaristan ile ilk gün mücadelelerini verdi.

w sz0205 | Edirne Ahval Gazetesi8 Temmuz Cuma günü saat 14.06’da, turnuvadaki ilk maçımızda Andorra karşısındaydık. Karşılaşma Andorra’nın başlama vuruşuyla hareketlenirken, ilk hücum şansını Türkiye yakalıyordu. İlk üç dakika boyunca, Andorra’nın baskılı savunmasıyla karşılaştık ve kendi sahamızda topu döndürerek, bu savunmayı aşmaya çalıştık. İki defa denediğimiz savunma arkası vuruşlarla nefes almak istedik. Maçtaki açılış sayısı, 4. dakikada Türkiye’den geldi. 22 metre çizgimiz içerisinde line out ile oyunu başlatan takımımızda, topla kanatta buluşan Sedanur Alagöz, tüm sahayı geçen koşusuyla ilk sayımızı takımımız adına yapıyordu:5-0. İlk yarının sonunda, yine bir sayı girişimimiz olsa da rakip savunmaya takılan oyuncumuz, topla birlikte saha dışına atılıyordu. Bu denemeyle birlikte ilk yarı tamamlandı. Türkiye’nin vuruşuyla başlayan ikinci yarıda, iki takımın karşılıklı denemelerini gördük. Ancak sonuç alınamayan bu denemeler sonrasında maç, 5-0 Türkiye’nin üstünlüğüyle tamamlandı ve turnuvaya galibiyetle başlamış olduk. 2021 yılında izlediğim U18 7’li Ragbi milli takımımızdan geride bir oyun izledim. Maç boyunca, ragbi adına güzel hamleler göremedik. Organizasyondan uzak iki takım vardı sahada. Oyuncularımızın oyun bilgilerinin yetersiz olduğu, yaptıkları tercihlerden ve sahadaki duruşlarından anlaşılıyordu. Hücumda; derinlik oluşturamayan, topu koşarak almayan takımımız, oyun hızını nasıl kontrol edeceğini de bilmiyordu. Hücum tercihlerinde rakip savunmayı izleyip, rakibin eksikleri üzerine hücum etmek yerine, kalabalıklara dalmayı tercih ettik. Hücumda yapabileceğimiz en basit taktik olan ”rakibi üzerine çek ve pas ver” taktiğini yapabilseydik, daha fazla sayıya ulaşırdık. Başladığımız penaltılarda, sporcularımızın topu durarak veya yürüyerek almaları, avantajımızı kaybetmemize neden oldu. Oyunun savunma kısmında da deorganizeydik. Takımın bir parçası topa yükselirken, diğer parçası yürüyerek arkadaşlarını takip ettiğinde, parçalanmış bir savunma çizgisi ortaya çıktı. Savunmadaki bir diğer problemimiz, çok fazla offside’a düşmekti. Bu yüzden, rakibe oldukça fırsat kazandırdık. Rakibimizin kötü olması ve verdiğimiz açıkları değerlendirememesi, maçı bize kazandıran sebepler arasındaydı. Maçın ilk yarısı bittiğinde, sahadaki kötü oyunumuzu, uluslararası turnuvadaki ilk maç heyecanına bağlamıştım. Ancak ikinci yarıda da devam eden aynı oyun, turnuvadaki geleceğimiz adına beni biraz korkuttu. Yanılmayı ve turnuvanın geri kalanında millilerimizin silkelenmelerini diledim.

w sz1377 | Edirne Ahval Gazetesiİkinci karşılaşmamız, 40 dakika rötarlı başladı. Bizden önceki Almanya-İsveç maçı sırasında hava şartlarının maç oynanamayacak hále gelmesi, bizim maçımızın saatini de etkiledi. Saat 17.00’da düdük çaldı ve Türkiye vuruşuyla oyun hareketlendi. Vurduğumuz topu rakibimimizin yakalayamamasıyla birlikte top, yeniden Türkiye’ye geçti. Scrum çıkışında, topu kanada kadar taşıyarak Ayça ile mesafe kazandık. Bu sırada kazandığımız penaltı ile avantajımızı sürdürdük. Penaltı sonrası millilerimizin bir süre 15’li ragbideki gibi forvet oyunu oynadığını gördük. Üst üste 3-4 faz denendi bu oyun ve rakip savunma bir araya toplandı. Devamında, boşalan kanada doğru topu ulaştırmaya çalışırken, knock on ile avantajımızı kaybettik.  5. dakika içerisinde Macaristan sayısını izledik. Çaldıkları top sonrasında, pas aldatmacası ile savunmamızı aşan rakip oyuncu, takımı adına ilk sayıyı kaydediyordu. Sayı öncesindeki top kaybımıza değinmek gerekiyor. Paslaşmamız sırasında Macaristan, oyuncularını hızlı yükselterek hem pas arası deniyor hem de topu alacak oyuncumuza koşacak alan bırakmamaya çalışıyordu. Buna rağmen, pas atmaya şartlanmış millilerimiz, yükselen oyuncuların açtığı boşlukları zorlamak yerine, halihazırda topu koşarak almayarak rakiplerinin işini kolaylaştıran takım arkadaşlarına pas vermeyi deniyorlardı. Sonuç olarak, yapılan top kaybı sayıya mal oldu:0-5. Sayı sonrası oyunu başlatan vuruşu yapan Macaristan, Ayça’nın topu yakalayıp, rakibinden kaçarak yaptığı sayı sonrası şok yaşıyordu. Erken cevap vermemiz, millilerimizin üzerinde oluşacak baskıyı engellemişti:5-5. İlk yarının sonunda gelen bu sayıyla, devrenin bu şekilde bitmesini beklerken, bir Macaristan sayısı daha geliyor ve skor tabelası yine değişiyordu:5-12. Savunmada rakibi paylaşamayışımız sonrası kırılan savunma hattımıza çare bulamayıp, gelen destek koşusunu da engelleyemeyince bir sayı daha yemiş olduk. Maçın ikinci devresinde, takımımızın skoru değiştirecek arzusu olsa da bunu başaracak ne organizasyonu ne de elle tutulur bir girişimi oldu. Macaristan takımı da üretkenlik açısından zorlanınca, skor değişmedi ve ikinci maçımızdan 12-5 mağlup ayrıldık. İlk yarının başında yaşanan bir sakatlık sonrası oyuna dahil olan 1 forma numaralı Macar oyuncu Szofia Tisch, yaptığı iki sayı ve kurtardığı iki muhtemel sayı koşusuyla maça damga vuran oyuncu oldu. Bu maçtaki oyunumuzu, Andorra karşısında sergilediğimiz oyunla kıyasladığımızda daha iyi olduğumuzu düşünüyorum. Ancak oyunumuz yine de yetersizdi. Savunmadaki adam paylaşımı sıkıntımızdan, iki kolay sayı yedik. İlk maçtaki offside hatalarımızı, bu maçta yapmadığımızı belirteyim. Oyunun hücum kısmındaki organizasyon sıkıntımız devam etti. Topu koşarak almayışımız, rakip savunmada boşluk bulmamızı engelledi. 5-10 metre geride duran oyuncuya atılan paslar, bizlere mesafe kaybettirdi. Hat kıran oyuncularımıza hiç destek koşusu yapmadık. Destek olmayınca da koşuları top kayıplarıyla neticelendi. Böyle oynamaya devam edersek, turnuvanın geri kalanında işimiz zor gözüküyor. 

Macaristan maçının ardından ilk grup aşamasını tamamlayan takımımız, yeni oluşturulan gruplarda Polonya ve İsveç ile eşleşti. Günün kapanışını İsveç ile saat 20.28’de yaptık. Türkiye’nin başlama vuruşuyla hareketlenen oyun, rakibin topu elinden öne düşürmesiyle(knock on) tekrardan bize geldi. Maçın ilk dakikalarında, topla oynayan, deneyen bir Türkiye vardı. Bu arayışların sonucunda, 3. dakikanın bitiminde ilk sayımızı Hatice ile buluyorduk. Kazandığımız penaltıya hızlı başlayan Hatice, sayıyı yaptığı esnada rakibinden bir faullü hareket daha görünce, hakem penaltı try veriyor ve skorda 7-0 öne geçiyorduk. Önceki maçlarımıza göre topla daha çok oynayan, topu verimli kullanan bir milli takım vardı sahada. Rakibin handling hatalarının işimizi kolaylaştırdığını söylemeliyim. İlk yarının son saniyelerinde, rakip 22 metre çizgisi içerisinde, Sedanur’un kaçırdığı tackle ile bir fırsat yakalayan İsveç, Ayça’nın rakibine yetişmesiyle bir an umudunu yitiriyordu. Hakemin faullü tackle kararıyla İsveç’e penaltı verip, Ayça’ya sarı kart göstermesiyle, ilk yarının sonlarında İsveç için bir sayı fırsatı doğmuş oldu. Eline geçen fırsatı değerlendiren İsveç, ilk yarının sonunda skoru 7-5’e getirdi. Tackle pozisyonunda, Ayça’nın sakatlandığını da belirtip, kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletelim. İkinci yarı İsveç vuruşuyla başlarken, takımımız sahada 2 dakika boyunca 6 kişi oynayacaktı. Eksik olduğumuz alana gelen başlama vuruşunu karşılan Seher, bir anda topu karşı vuruş ile line outa gönderdi. Hiçbir anlam veremediğim bu hareket karşısında çok kızdım. Oysa kafasını kaldırsa, arkadaşlarının arkasında pozisyon aldıklarını görecekti. Bu kick alışkanlığı, 7’li ragbi milli takımlarımıza nasıl yerleşti çok merak ediyorum. Maçın devamında iki sayı bulan milli takımımız, skoru 19-5’e getirirken, skor tabelasını kesinleştiren sayı maçın sonunda İsveç’ten geldi:19-10. Polonya gibi güçlü bir rakibin bulunduğu ikinci grup aşamasına galibiyetle başlamak, bizim adımıza oldukça önemliydi. Önceki maçlara göre savunma hattımızı daha iyi kurduğumuzu söylemeyelim. Ancak tırnak tackle(tutup, çekmeye yönelik) tercihlerimiz, iki sayı yememize sebep oluyordu. 7’li ragbide tackle atarken birinci amaç, rakibin pas vermesini engellemektir. Yediğimiz iki sayıda da rakiplerimizin pas atmasını engelleyemedik ve destek koşusunu yapan oyunculara, sayı şansı verdik. Bu maçta da  topu koşmadan aldık. Yan koşarak verdiğimiz paslarla, rakip savunmayı eksiltemeyiz. Kazandığımız penaltılarda, oyuncularımızın tercihlerine de değinmek istiyorum.  Penaltıyı başlatan oyuncumuz topu alıyor, koşuyor ve sonra dönüp oyunu başlattığı yerdeki arkadaşına geri pas veriyor. Top; başladığı yere, 10 metre geriye gidiyor. Buradaki amaç nedir? Çok merak ediyorum. Sahadaki tercihleri görünce, hazırlık kampında penaltı başlangıçları üzerine hiç konuşulmadığını düşünüyorum. Turnuvanın ilk gününde oynadığımız üç maç gösterdi ki bu takımın en etkili bitiricisi, Sedanur Alagöz. O’na alan yaratıp, koşturarak çok fazla ekmek yiyebiliriz. İsveç galibiyetiyle günü, 3’te 2 yaparak tamamlıyoruz. 

İkinci grup aşamasındaki son maçımızı, cumartesi gününün açılış seansında oynadık. Rakibimiz, turnuvanın açık ara en iyi takımı Polonya’ydı. Başından sonuna Polonya hâkimiyetinde geçen maçı 41-5 kaybediyor ve grup ikincisi olarak son aşamaya kalıyorduk.

Polonya maçıyla ikinci grup aşamasının da tamamlanmasıyla, artık son aşama olan 3. gruplar oluşturuldu. 2. aşamada, gruplarını ikinci sırada tamamlayan takımlar bir araya geldi. Artık bu grubu ilk sırada tamamlayan takım, turnuvayı 4. sırada bitirecekti. 3. grup aşamasındaki rakiplerimiz, kendi gruplarını ikinci sırada tamamlayan Romanya ve Litvanya’ydı. Yeni grubumuzdaki ilk maçımızda, Romanya karşısındaydık. Saat 13.40’daki müsabaka, Türkiye’nin başlama vuruşuyla hareketlendi. İlk vuruştan itibaren Romanya’ya karşı baskı oluşturdu milli takımımız. Üst üste kazandığımız penaltıların, rakibin sadece ilk yarıda üç kez sarı kart görmesinin işimizi kolaylaştırası beklenirken, inatla bu avantajını sonuçlandıramayan bir Türkiye vardı sahada. Kazandığımız penaltılardan birinde, 7’li ragbide görmeye alışık olmadığımız maul taktiğini denedi takımımız. Eksik rakibimiz karşısındaki denemelerimizden, 7. dakikanın sonunda Hatice’nin sayısıyla sonuç alabildik. Bu sayı, ilk devrenin skorunu da belirledi:5-0. İkinci yarı, karşılıklı yapılan hatalardan dolayı bol bol scrum izledik. Kör dövüşü şeklinde geçen ikinci yarının sonunda bir sayı daha buluyor ve maçı 10-0 kazanarak, 4.lük yolundaki ilk engeli aşıyorduk. İki takımda, oyun olarak kötü bir performans izletti bizlere. Türkiye; rakibinin hatalarını, gördüğü sarı kartlarla sahada eksik kalışlarını değerlendirebilmeliydi. Ancak oyun bilgisi eksikliğimiz, tercihlerimize yansıdı ve rakibimizin hatalarını sonuçlandırmada yetersiz kaldık. Önceki maçlardaki hatalarımızdan olan yan koşular, koşmadan alınan paslar ve spontane yapılan savunma arkası vuruşlar bu maçta da kendilerini gösterdi. Oyun bilgimizin yanında, kural bilgimizdeki eksiklikler de ortaya çıktı. Özellikle ikinci yarıda, hakem sinyallerini tanıyıp, uygulamakta sıkıntı yaşadık. Neticede, son maça moralli gitmeyi başardık.

Turnuvadaki sıralamamızı belirleyecek olan maçta, rakibimiz Litvanya’ydı. Galibiyet halinde Türkiye, turnuvayı 4. tamamlayacaktı. Litvanya başlama vuruşusunda, oyuncu topa vuramayınca top, Türkiye’ye geçti. Topu çevirip, boşluk aradığımız ilk 3 dakikanın sonunda, Sedanur’un koşusu hanemize ilk sayımızı yazdırıyordu. Sedanur, bu koşusu sırasında iki kez tackle tehlikesi atlattı. Buna rağmen, bir tane arkadaşı destek koşusu yapmıyordu. Litvanya’nın bu sayıya cevabı gecikmedi. Başlama vuruşunda topu yakalayan 9 numaralı oyuncu, üç sporcumuzun tackle girişiminden kurtulup, savunmamızı ortadan yararak sayıya gitti ve skor eşitlendi:7-7. 6. dakika içerisinde oyuncumuz Seher Yurtdaş, bireysel çabasıyla yarattığı pozisyonda sayıyı buluyor ve tekrardan Türkiye’yi öne geçiriyordu:12-7. İlk yarının bu skorla bitmesini beklerken, yine başlangıç vuruşu ve yine kaçan tacklelar, skoru 12-14’e getirdi ve ilk devre, bu skorla tamamlandı. İkinci yarıda rakibinin oyununa karşılık veremeyen Türkiye, yediği sayılarla bu kritik maçı 17-24 kaybetti. Litvanya’nın 9 numaralı oyuncusu Emilija Banyte, maçta fark yaratan oyuncu olarak öne çıktı. Savunma kısmında yaptığımız hatalar, basit sayılar yememize neden olurken, en büyük problemimiz yine kaçan tacklelardı. Bu sonuçla Türkiye, 2022 Yılı U18 7’li Ragbi Kadınlar Avrupa Trophy Serisi’ni 5. olarak tamamladı.

Turnuva boyunca izlediğim maçlardan çıkardığım bazı sonuçlar var. İlki, oyuncularımızın oyun ve kural bilgilerinin zayıf olması. Bu da kulüplerinde iyi antrenman yapmadıkları anlamına geliyor. Türk ragbisinin öncelikli ihtiyacının, eğiticilerin eğitilmesi olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. İkinci sonuç ise, ulusal ligimizin rekabet seviyesinin Avrupa’da yarışmak için yetersiz olması. U18 liglerimizdeki ayak sayılarını arttırmalı, sporcularımıza daha fazla maç yapma imkanı sağlamalıyız.

Polonya ve Almanya’yı bir kenara koyarsak, turnuvada yarışan diğer takımlar oyun olarak birbirlerine yakındılar. Polonya, en yakın rakibi olarak gördüğümüz Almanya’yı dahi 40’lı sayılarda fark atarak yenen bir takım. Takım kaptanları Julia Druzgala önderliğinde çok rahat bir turnuva geçirerek, birinci olmayı hak ettiler.

Buradan bir çağrı da Türkiye Ragbi Federasyonu’na yapmak istiyorum. Cumhuriyetimizin 100. Yılı’nda, Türkiye’ye uluslararası bir turnuvaya ev sahipliği yapmak yakışır. U18 kadın-erkek Trophy ve 7’li ragbi büyük erkekler Konferans 1 maçlarının ülkemizde yapıldığını hayal ediyorum. Özellikle büyük erkek takımımızın, seyircisi önünde Trophy seviyesine yükseldiğini görmek, harika olurdu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
error: İçerik korunmaktadır !!