Ragbi Günlükleri 124

ÇOCUKLARDA SIK GÖRÜLEN SPOR YARALANMALARI VE YARALANMALARINDAN KORUNMA*

Araştırmalar, çocukların fiziksel aktiviteden yetişkinlere benzer faydalar sağladıklarını, aktif bir yaşamın büyüme ve gelişim süreçlerinin doğal bir parçası olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte çocuklar birçok açıdan yetişkinlerden farklı yapıya sahiptir. Özellikle de spor yaşamının bu yaş gruplarından büyük beklentileri olduğu düşünüldüğünde çocukların yaş gruplarına özgü gelişimsel özelliklerini dikkate almak gerekir. Bu nedenle ilk olarak çocukların fiziksel aktiviteye verdikleri akut ve kronik fizyolojik cevaplar bilinmelidir. Çocuklar dayanıklılık aktivitelerine yetişkinlere benzer yanıtlar verirler. Bu nedenle fiziksel aktivite sırasında maksimal oksijen tüketimleri (VO2maks ml.kg-1.dk-1) yetişkinlere benzer değişiklik gösterir. Çocukların kısa süreli, yoğun aktiviteler sırasında kreatin-fosfat + ATP sisteminin kullanımına verdikleri yanıtlar da yetişkinlerden farksızdır. Ancak çocukların;,glikojen sistemi ile ATP üretme kapasitesi yetişkinlerden düşüktür. Bu nedenle çocuklar 10-90 sn arasında süren aktivitelerde gelişime bağlı düşük değerler ortaya koyarlar. Çocukların yetişkinlerle karşılaştırıldığında dezavantajlı oldukları başka durumlar da vardır. Örneğin fiziksel aktivite sırasında sıcağa uyum sağlama ve ısıyı evaporasyon ile uzaklaştırma yetenekleri yetişkinlerden düşüktür. Koşu ve yürüyüş ekonomileri de yetişkinlerdeki kadar gelişmemiştir. Bu da onların aynı hızda koşma veya yürüme sırasında daha fazla oksijene ihtiyaç duymasına neden olur. Bununla birlikte çocukların psikolojik ve bilişsel açılardan yetişkinlerden farklı oldukları da her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Antrenörün, çocukların bu farklı yapısını bilmesi, antrenman hedeflerini buna göre belirlemesi gerekmektedir. Ancak gençler ve yetişkinlerde de olduğu gibi, tedbirlere ve koruyucu antrenmanlara karşın sporun doğal yapısı nedeniyle yaralanmalar görülmektedir. Bu bölümde çocuklarda sık görülen spor yaralanmalarından ve bu yaralanmalardan korunma için gerekli tedbirlerden bahsedilecektir.

Çocuklarda Sık Görülen Spor Yaralanmaları

Çocukluk döneminde kas-iskelet yaralanmaları en sık görülen yaralanma şeklidir. Bunun önemli bir sebebi büyüme plağının (büyüme çizgisi, epifiz plağı veya epifiz çizgisi olarak da bilinir) henüz aktif olmasıdır. Epifiz büyüme ile birlikte kemiklerin de yumuşak, güçsüz bir yapıda olması avülsiyon (kopma) kırıklarının sık olmasının nedenidir. Avülsiyon kırıkları ani ve şiddetli gerilmeler, zorlanmalar sonucunda tendon ve ligamentlerin bağlı oldukları kemikten bir parça kopararak oluşturdukları kırıklardır. Bu nedenle özellikle büyümenin devam ettiği kemiklerde, henüz olgunluğa erişmemiş olan tendon ve kaslarda yaralanma riski yüksektir. Bir diğer sebep ise kemiğin yeşil ağaç dalı gibi esneyerek, bükülüp kırıldığı yaş ağaç kırığıdır (greenstick kırıkları, yeşil dal kırığı olarak da bilinir). Böyle kırıklarda kemiğin bir tarafında kırık vardır ama kemik doku kopmamıştır. Fiziksel gelişimin devam ettiği bu dönemde genç sporcuların aşırı motivasyonu da eklenince yaralanma riski daha da artmaktadır. Aşırı motivasyon ve yaşa bağlı olarak oluşan düzensiz fiziksel gelişim çocuklarda düşmeye ve çarpmaya bağlı travmalara, baş bölgesi yaralanmalarına ve omuz köprücük kemiği (klavikula) kırıklarının da sık görülmesine neden olmaktadır.

Çocuklarda büyüme plağı yaralanmalarının yaklaşık % 12’si dirsek ekleminde meydana gelmektedir. Bir çocuk; bükülü olmayan, gergin bir kolun üzerine düştüğünde dirsek eklemindeki ligamentlerde veya fleksiyon-ekstensiyona katılan tendonlarda avülsiyon kırığı görülebilmektedir. Çocuklar aynı zamanda yoğun, tekrarlı fırlatma hareketleri sonrasında da avülsiyon kırıkları yaşayabilirler. Dirsek eklemini özellikle de 5-10 yaş aralığındaki çocuklarda etkileyen başka bir yaralanma da Panner hastalığıdır. Buna göre humerusun dirsek eklemi tarafındaki lateral kısmına kan akışı bozulur ve sonucunda da bölgede hücre ölümü ve düzleşme görülür. Bu durum 1-2 yıl içerisinde düzelmektedir. Ayrıca dirsek ekleminde görülen kırıkların % 50-60’ının da yine humerusun distal kısmında ortaya çıktığı saptanmıştır. Çocuklarda dirsek eklemiyle ilgili önemli bir ayrıntı da en çok eklem çıkığının dirsekte görülüyor olmasıdır.

Çocuklarda sırt ve bel ağrısı/yaralanması sıklıkla görülmektedir. Genç elit sporcularda sırt yaralanmaları toplam yaralanmaların % 5-8’ini oluşturmaktadır. Bel ağrısı ise genç elit sporcular arasında % 10-90 arasında bir orana sahiptir. Bazı araştırmalar özellikle de cimnastik sporcularının, büyük oranda bel ağrısı şikâyetleri taşıdığını belirtmiştir. Bu ağrı/yaralanmalar bu yaş gruplarında, özellikle de 8 yaş dönemindeki dengesiz büyüme nedeniyle, yetişkinlerde olduğundan daha zor fark edilir ve bazı farklı sebepleri olabilir. Örneğin geçmeyen, uzun süreli bel ağrısı durumunda çocuklarda tümör varlığı da dikkate alınmalıdır. Bu nedenle çocuklarda sırt/bel ağrısının doğru teşhis edilmesi için dikkatli olunmalı, çocukların tüm fiziksel aktivite çeşitleri, hastalıklara ailesel yatkınlıkları ve günlük yaşamları da incelenmelidir.

Diffüz beyin şişmesi ve ikinci etki sendromu ile dalak travması çocuklarda daha sık görülen spor yaralanmalarındandır. Her ikisinin sebebi de çocukların daha aktif bir yaşam sürdürmeleridir. Dalak travmalarının ikincil sebebi ise çocuklarda abdominal (karın bölgesi) organların kemik, kas ve yağ doku tarafından yeterli düzeyde korunmuyor olmasıdır.

Yetişkinlerle karşılaştırıldığında farklılık gösteren bir yaralanma da menisküs yaralanmalarıdır. Çocuklarda menisküsün çoğunluğu daireseldir ve bu da daha kısa sürede, başarılı bir iyileşme görülmesini sağlar. Diz bölgesinde başka bir farklılık da çocukluk sırasında yaygın şekilde görülen Osgood Schlatter ile Sinding-Larsen-Johansson hastalıklarıdır. Bu durumda diz kapağı alt ucu ile tibia arasında bağlantı kuran patellar tendon bölgesinde hareket ile hassasiyet hissedilir. Genellikle aşırı kullanım ve tekrar eden mikro travmalar sonucunda görülen bu rahatsızlık özellikle erkeklerde belirgindir.

On yaşın altındaki çocuklar çoğunlukla yetişkinlerden farklı semptomlara sahiptirler. Bu nedenle bir spor yaralanması tanısı yapılırken çocuğun yaşı ve gelişimine uygun, detaylı yöntemler seçilmelidir. Profesyonel yardım alırken çocuğun ailesi ve öğretmenine/antrenörüne de danışılmalıdır. Herhangi bir yaralanma durumunda çocuk, klinik olarak tam bir iyileşme göstermeden spora geri dönmemelidir. Bu, yetişkinlerde olduğundan daha uzun sürebilir. Fiziksel dinlenme-iyileşme ile birlikte mutlaka bilişsel bir dinlenme-iyileşme süreci de göz önünde bulundurulmalı, çocuk sporcu iyileşme döneminde bilişsel olarak da dinlendirilmeli, bilişsel yorgunluğa ve tükenmeye neden olabilecek aktivitelerden uzak tutulmalıdır.

Çocuklarda Spor Yaralanmalarından Korunma

Spor yaralanmalarının çocuklar arasında görülme sıklığı oldukça fazladır. Hastane ortamında tedavi edilen her üç yaralanmadan birini spor yaralanması oluşturmaktadır. Bunun en büyük nedeni çocuklarda spor aktivitelerine katılımın yüksek olması ve özellikle de erkek çocukların bu aktiviteler sırasında yüksek risk almasıdır. Bununla birlikte çocuklarda yaralanma nedeni ailesel yatkınlıklar ve genetik de olabilmektedir. Spor yaralanmalarının önlenebilmesi için; antrenman ve müsabaka ortamında koruyucu ekipmanlar kullanılması, oyun kurallarında değişiklik yapılması, sezon öncesi ve sırasında koruyucu antrenman uygulamalarına yer verilmesi, ek güvenlik önlemlerinin alınması, yaş grubuna özgü kaliteli antrenörlerin yetiştirilmesi, çocuk sporculara daha iyi bir eğitim ve sosyal farkındalık kazandırılması gibi stratejiler geliştirilmektedir. Ancak bu önlemlerin hiçbirinin yaralanmayı önlemede tam olarak başarılı olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, okulların tatile girdiği zamanlarda aynı zamanda spor kulüpleri de antrenmanları azaltmakta ve tatil dönemlerinde bu iki nedenden dolayı çocuklarda spora bağlı yaralanma sayısı düşmektedir. İlkbaharda ve sonbaharda ise spora bağlı yaralanmalarda artış görülmektedir. İlkbaharda hormonal değişiklikler, sonbaharda ise yorgunluk nedeniyle çocuklarda spor yaralanmasının arttığı belirtilmektedir. Sonuç olarak birçok faktör çocuklarda spor yaralanmasına sebep olmaktadır ve bu bölümde de bu yaralanmaların önlenmesi için gerekli noktalara değinilecektir. Önceki bölümde bahsedildiği üzere çocuklar anatomik yapıları ve gelişim düzeylerine bağlı olarak yetişkinlerden farklıdır. Bu nedenle çocuklar yetişkinlerden farklı değerlendirilmeli, spor yaralanmalarının engellenmesi için onlara farklı korunma stratejileri geliştirilmelidir.

• Çocuklarda spor yaralanmasının önüne geçebilmek adına yapılması gereken ilk şey, çocuğun fiziksel aktiviteye başlamadan önce tam ve detaylı bir sağlık taramasından geçmesi ve bu sürece ebeveynlerin de dâhil edilmesidir. Ancak bu şekilde çocuğun tıbbi öyküsü doğru şekilde değerlendirilebilir.

• Çocukluk dönemi okul öncesi ve okul çağı olarak iki kısma ayrılabilir. Okul öncesi dönem 2-6 yaş arasını, okul dönemi ise kız çocukları için 6-12 ve erkek çocukları için 6-14 yaş arasını kapsayabilir. Her ne kadar aerobik ve ATP-CP sistemlerine verdikleri yanıtlarda görülen değişiklikler yetişkinlere benzer olsa da çocukluk döneminde, sinir sistemi ve kas-iskelet sistemi tam bir olgunlukta değildir. Bu nedenle çocuklarda sinir- kas ve kardiyorespiratuar sistemlerini yüksek şiddetli aktiviteler ile zorlamamak gerekir. Seçilen aktiviteler branşa özgü becerilerin, teknik ve taktik gelişimin hedeflendiği, koordinasyon kazanımını amaçlayan, maksimal altı aerobik ve anaerobik yüklenmelerden oluşmalıdır.

• Çocuk gelişimi yalnızca anatomik ve fizyolojik boyutta gerçekleşmez. Çocuklar aynı zamanda bilişsel ve psikolojik olarak da olgunlaşırlar. Bu nedenle spor yaralanmalarından korunmada bu iki özelliğe de dikkat edilmelidir. Çocukların sporun gerektirdiği teknik ve taktik beceriler, baskıya karşı çabuk ve doğru karar verebilme, oyunu analiz edebilme vb. bilişsel gelişimleri ile adil oyun, optimal uyarılmışlık düzeyi, kaygı vb. sosyal ve psikolojik temelli becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmelidir. Özellikle de spor yaralanmaları konusunda eğitim verilmeli, uzun süreli başarı için sporcu sağlığının önemi vurgulanmalıdır.

• Çocuklar vücut yüzey alanlarının küçüklüğünden dolayı göreceli olarak daha fazla ısı üretirler. Ayrıca evaporasyon ile ısı kaybı sağlamada yetişkinler kadar başarılı değildirler ve vücut ısısını ayarlamakta güçlük çekerler. Bu nedenle sıcak veya nemli ortamlarda antrenman veya müsabakalardan uzak durulmalı, antrenman veya müsabaka sonrasında vücut ağırlığının kaybedilen her 1 kg’ı için 1,5 litre su içilmelidir. Bu şekilde sıcak çarpmasının önüne geçilebilir.

• Birçok araştırma iskelet-kas sistemi gelişme döneminde olan çocukların, aşırı yüklerle karşılaştıklarında yumuşak doku ve eklem yaralanması geçirme riskinin fazla olduğunu belirtmektedir. Yağ dokusunun fazlalığı ile ilişkili olan yüksek beden kütlesi spor yaralanması riskini artıracağından çocukların vücut kompozisyonunun da değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması faydalı olacaktır. Yumuşak doku ve eklemleri zorlayacak aşırı yükler antrenman içeriğinden de kaynaklanabilir. Bu nedenle güç kazanımı hedeflendiğinde yapılan kısa süreli ve yüksek hızlı, şiddetli çalışmaların mutlaka çocuğun gelişim düzeyine göre ayarlanması gerekir. Örneğin hem alt hem de üst ekstremiteler için pliometrik antrenmanların yapılması gerekiyorsa düşük şiddette yapılması, kasların, tendonların ve ligamentlerin boylarının uzadığı ekstansiyon fazının kısa süreli olması sağlanmalıdır. Böylece gerilme, kopma, avülsiyon vb. yaralanmaların önüne geçilebilir. Antrenman bilimine uygun olarak yükteki artışlar, ilerlemeye bağlı olarak yapılmalıdır.

• Çocuklarda spor yaralanmasının önlenmesinde aile, öğretmen, doktor ve antrenörün rolü önemlidir. Kısacası çocuğun çevresindeki herkesin çocuğun yaptığı spor branşı ile ilgili riskleri, yaralanma mekanizmasını, iyileşme sürecini ve en önemlisi yaralanmadan korunmak için alınacak tedbirleri bilmelidir. Bu özellikle de antrenörün sorumluluğundadır. Antrenör çocuğun etrafındaki kişilerle iletişim kurmalı ve onları bilgilendirmelidir.

• Çocuk hangi spor branşına yönlendirilmiş olursa olsun, 2-6 yaşları arasında yüksek şiddetli olmamak koşuluyla vertebral yapısını, kas kütlesini ve kardiyorespiratuar özelliklerini geliştirecek, tüm uzuvlarını etkili şekilde çalıştıracak yüzme, bisiklet gibi aktivitelere yönlendirilmelidir. Bu kazanımlara ek olarak elde edilecek koordinasyon becerisi de birçok spora temel oluşturabilir. Çocuk 7-9 yaşlarına geldiğinde ise düşük şiddetli bale, koşu, ritmik cimnastik, doğa yürüyüşü vb. aktivitelere yönlendirilebilir. 10-12 yaşları arasında futbol, hentbol, basketbol vb. spor branşları dikkatli olmak koşuluyla yapılabilir. Bu yaşlarda kabul edilebilir bir düzeyde yarışma sporuna da başlanabilir. Özellikle tek bir uzvun baskın olarak kullanıldığı (eskrim, raket sporları, hentbol vb.) branşlarda ise dengesiz bir gelişimin önüne geçilmelidir.

• Kullanılan cihaz ve yöntemler çocuğun hem yapı hem de bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak tercih edilmelidir. Her çocuğun farklı düzeyde başlangıç seviyesine, geliştirilebilir özelliğe sahip olduğu, çocukların yaşa bağlı değişimlerinin aynı olmayacağı unutulmamalıdır.

• Alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki ilişki, dengeli ve doğru beslenme stratejilerine uygun olarak sağlanmalıdır. Bu duruma özellikle arka arkaya müsabakaların veya antrenmanların olduğu günlerde dikkat edilmelidir. Sıklet sporlarında çocuklar, müsabakaya çok yakın tarihlerde hızlı kilo verme-alma uygulamalarından uzak tutulmalıdır.

• Antrenman ve spora bağlı değişiklikler ile anatomik değişiklikler sıkça incelenmelidir. Böylece fiziksel gelişimin hızlı olduğu bu dönemde meydana gelen değişikliklerin hangi oranda antrenmana bağlı olarak görüldüğü anlaşılabilir. Özellikle de spor branşına özgü sakatlanma riskleri antrenör tarafından analiz edilmeli ve o sporcunun yaralanmaya yol açabilecek hareketler sırasındaki performansı takip edilmelidir. Bu, mikro travmaların olumsuz etkisini anlamak açısından faydalı olacaktır. Böyle bir farkındalık antrenörü, yaralanmayı önlemede hangi kas gruplarının öncelikle geliştirilmesi gerektiği konusunda da yönlendirecektir.

• Antrenör antrenman biliminde çocuklara özgü yüklenme-toparlanma sürecine hâkim olmalı, yenilikleri takip edebilmeli ve kendi branşına, farklı sporculara adapte edebilmelidir. Bu şekilde çocuk sporcu bir sonraki yüklenmeden fayda sağlayabilecek ve hazır duruma ulaşabilecektir.

• Antrenör çocuklarla antrenman yaparken saha güvenliğini sağlamalı ve spora özgü koruyucu ekipmanların (dizlik, dirseklik, dişlik, kask, eldiven vb.) kullanılmasını mecbur tutmalıdır. Kısa süreli, tek bir denemeden oluşan yüklenmelerde dahi bu kurallara uymalıdır. Özellikle bu yaş gruplarında hem fiziksel hem de bilişsel gelişim sürecinde olmak, kontrolsüz hareketlere neden olabilmektedir.

*ARAS Dicle(2020), ‘‘Çocuklarda Sık Görülen Spor Yaralanmaları ve Yaralanmalardan Korunma’’. G. Ersöz(ed), Spor ve Sağlık Bilimleri 2. İçinde: s.86-90, Eskişehir, Anadolu Üniversitesi Yayınları.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
error: İçerik korunmaktadır !!