Ragbi Günlükleri 128

YARALANMA SONRASI SPORA DÖNÜŞTE ANTRENÖRÜN ROLÜ I*

                Spor, kazanma odaklı yapısından dolayı sporcuların en üst düzeyde performans sergiledikleri, sporcu performansının artırılması için sağlanan en uygun çevresel koşullardan faydalanılarak genetik sınırlara ulaşmak için sürekli bir yüklenme/toparlanma dengesinin kurulmaya çalışıldığı bir ortamdır. Antrenman bilimindeki ilerlemelere bağlı olarak performansı daha üst düzeye, daha kısa sürede çıkaracak yöntem ve tekniklerin geliştirilmesine, teknolojik ilerlemeler sonucunda saha ve malzeme kalitesinin artırılmasına rağmen sporcu sağlığını bozacak birçok fiziksel, sosyal, bilişsel ve psikolojik faktör bulunmaktadır. Böyle bir yapı içerisinde sporcunun fiziksel/fizyolojik, bilişsel ve psikolojik açılardan sağlığını korumak için profesyonel organizasyon yapısı içerisinde farklı alanlardan uzmanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Sporcu ile sürekli yakın temasta olan, mevcut fiziksel kapasitesini doğru şekilde analiz edebilen, gerektiğinde sporcunun hangi aşamada nasıl bir yardım alacağına karar verip ona rehberlik eden kişi ise antrenördür. Bu nedenle, tüm sporcuların, özellikle de sporun yapısına bağlı olarak dezavantajlı sayılabilecek grupların spor yaralanmalarından korunması ve yaralanma sonrasında spora tam ve en kısa sürede geri dönüşünde en önemli görev antrenöründür. Spor yaralanmalarından korunma, sporcu sağlığı ve ilk yardım konularının birinci aşamasıdır. Ayrıca, spor yaralanması öncesinde alınacak tedbirler, yaralanmanın oluşumunu ve yaralanma sonrası geri dönüşü doğrudan etkilemektedir. Bundan dolayı bu bölümde antrenörün alması gereken koruyucu önlemlerden bahsedilecektir.

• Antrenörün öncelikli görevi takım organizasyonu içerisinde profesyonel bir yapı kurulmasını, farklı alanlardan uzmanların varlığını sağlamak ve gerektiğinde onlardan destek almaktır.

                Sporda performansı etkileyen faktörler düşünüldüğünde takım doktorunun, diş hekiminin, diyetisyenin, masör/masözün, spor psikoloğunun vb. uzmanların sporcu için önemi büyüktür. Bu tür bir yapılanma yalnızca müsabaka ortamında değil, antrenman ortamında da sporcuların etkili şekilde takibini sağlayacaktır. Birçok psikolojik veya fiziksel kökenli spor yaralanması sporcunun mevcut bilişsel, psikolojik ve/veya fiziksel durumunun incelenmesi ile önüne geçilebilir niteliktedir. Örneğin müsabaka sırasında aşırı bilişsel ve/veya bedensel kaygı yaşayan, sosyal baskı neticesinde kaybetme endişesi taşıyan sporcular aşırı uyarılmışlık düzeyi nedeniyle beklenen performansı yansıtamayabilir. Daha da riskli olarak bu aşırı uyarılmış hâli, sporcunun müsabaka esnasında yetersiz bilişsel ve fiziksel becerileri ortaya koymasına, hareket formuna gerekli özeni gösteremeyeceği için de yaralanmasına neden olabilir. Benzer durum düşük uyarılmışlık seviyesi için de geçerlidir. Optimal olmayan bilişsel ve psikolojik hazır olma seviyesi sporda yaralanmanın önemli sebeplerindendir. Yine aşırı antrenman (sürantrene olma) durumu da hem fiziksel hem de psikolojik olumsuz etkilerin görüldüğü bir süreçtir. Yoğun ve önemli müsabaka dönemleri, seyirci baskısı, kazanma baskısı vb. faktörlerle başa çıkabilmesi için de sporcuya bilişsel ve psikolojik destek sağlanması gerekir. Bununla birlikte sporcunun mevcut fiziksel sağlık durumunun kontrol edilmesi de antrenman ve müsabakalar sırasında karşılaşabileceği riskleri azaltma konusunda etkili olacaktır.

                Profesyonel bir ekibin spor ortamında bulunması, mevcut yaralanmalara en kısa sürede kapsamlı şekilde müdahale edilmesini sağlar. Bilindiği üzere ilk yardım ile acil yardım birbirinden farklı kavramlardır. İlk yardım, bu eğitimi almış olan herkes tarafından yapılabilir. Ancak spor yaralanmaları bazı durumlarda kalıcı tedavi süreciyle devam eden ve profesyonel sağlık ekibi tarafından yapılan uygulamalara ihtiyaç duyar. Bu tedavi sürecinin başarılı olmasında yaralanma şeklini, yapısını spora özgü olarak bilen, sporcuyu sürekli takip eden bir uzmanın varlığı etkili olacaktır.

• Antrenörün temel ilk yardım, fizyoloji, anatomi vb. konularda bilgi sahibi olması gerekir.Antrenör spora özgü yaralanma risklerini ve bunlara ilk yardım yaklaşımıyla nasıl müdahale edileceğini bilmelidir. Antrenman yapılan ortam her zaman sağlık ekibinin yakınında olmayabilir. Bu tür durumlarda antrenörün temel ilk yardım, sağlık, anatomi ve fizyoloji bilgisine sahip olması hayati önem taşır.

• Antrenör bazı temel tedavi yöntemlerini bilmelidir. İlk yardım bilgisine ek olarak sağlık personeli tarafından yapılan klinik müdahale sonrasında spora özgü bazı temel uygulamaların antrenör tarafından bilinmesi gerekir. Örneğin antrenör ön tedavi olarak kabul edilen PRICE vb. uygulamaları yapabilecek temel bilgi ve beceriye sahip olmalıdır.

• Antrenör antrenman bilimi dâhilinde antrenman ve toparlanma ile ilgili gelişmeleri takip etmelidir. Antrenman sürekli bir yüklenme-toparlanma dengesi ile olumlu gelişmeler sağlar. Bu nedenle antrenör yüklenmelerin sporcuda nasıl metabolik yorgunluk oluşturacağı ile toparlanma süreci hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Bu şekilde kronik zorlanmalar sonucu oluşan yaralanmaların önüne geçilebilir ve yaralanma sonrası iyileşme sürecini hızlandırılabilir.

• Antrenör, koruyucu ekipmanlarla ilgili gelişmeleri takip etmelidir. Teknoloji ve bilim alanındaki gelişmeler sonucunda yeni spor ekipmanları üretilmektedir. Bunlardan bir kısmı çarpma, darbe ve düşmeler sonucunda oluşabilecek akut yaralanmaları, bir kısmı da tekrar eden mikro travmalar ile oluşabilen kronik yaralanmaları engelleyecek niteliktedir. Bu sebeple antrenör, branşıyla ilgili teknolojik gelişmeleri takip etmeli, bu gelişmelerden faydalanmalıdır.

• Antrenör her sporcusunu iyi tanımalı, bireysel farklılıkları ölçebilmeli ve bunları daima göz önünde bulundurmalıdır. Antrenör her sporcusunun fiziksel, bilişsel ve psikolojik sınırlarını bilmelidir. Fiziksel, bilişsel veya psikolojik herhangi bir yüklenme kişisel farklılıklar sebebiyle farklı etkiler yaratacaktır. Bu nedenle bir antrenman programının önceliği, performansı etkileyen spora özgü parametrelerin ölçülmesidir. Böylece bireysel antrenman programları düzenlenebilir ve aşırı yüklenmeler sonucunda oluşabilecek spor yaralanmalarının önüne geçilebilir. Antrenman sürecinin başında ve antrenman sırasında yapılacak ölçümler sporcudaki gelişmeyi göstermekle birlikte antrenmanın etkinliği hakkında da antrenöre dönüt sağlayacaktır.

• Antrenör pre-rehabilitasyon ve koruyucu antrenman geliştirebilmelidir.Antrenör spor branşına özgü akut veya kronik yaralanma risklerini bilmelidir. Bir hareketin veya tekniğin hangi kas gruplarında ne şiddette bir zorlanma yarattığını, en az hasarla nasıl yapılacağını bilmelidir. Bu şekilde spor branşına özgü olarak belirli kas gruplarını geliştirecek programları, koruyucu antrenman programı olarak oluşturabilir.

• Antrenör yaralanma sonrasında profesyonel ekiple sürekli ve tam bir iş birliği içerisinde olmalıdır.

                Alınan tüm önlemlere, koruyucu antrenmanlara karşın yaralanma durumu her zaman önüne geçilebilir nitelikte değildir ve bazı yaralanmalar kısa sürede atlatılmasına rağmen bazı spor yaralanmaları sonrası iyileşme için uzun bir zamana ve profesyonel sağlık hizmetine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu süre içerisinde, yaralanmanın şiddetine de bağlı olarak, sporcunun öncelikle genel hareket becerilerini sonra da spora özgü hareket becerilerini dereceli olarak kazanması beklenir. Tam iyileşme sağlandıktan sonra da üst düzey antrenmanlara ve spora dönüş gerçekleşir. Bu nedenle antrenör, spor yaralanması sonrası sporcunun tüm iyileşme sürecini yakından takip etmeli, her aşamasında sporcunun doktoru ve/veya fizyoterapisti ile iletişimde olmalıdır. Antrenörün hangi hareket becerilerinin kazanılmış olduğuna bağlı olarak fonksiyonel antrenman programı geliştirebilmesi ancak bu şekilde mümkündür. Spor hekimi de spora özgü yüklenmenin hangi kas gruplarında ne ölçüde olduğuna dair antrenörden aldığı dönütlerle yaralanmanın oluş şeklini ve tedavi sürecini daha doğru şekilde belirleyecektir. Aksi hâlde iyileşme sürecinde tekrar eden travmalar sonucunda spora dönüş süreci uzayacak, çoğunlukla da sporcuda kronik hasar oluşması nedeniyle kişinin spor yaşantısı son bulacaktır.

*ARAS Dicle(2020), ‘‘Yaralanma Sonrası Spora Dönüşte Antrenörün Rolu I’’. G. Ersöz(ed), Spor ve Sağlık Bilimleri 2. İçinde: s.99-100, Eskişehir, Anadolu Üniversitesi Yayınları.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu