Ragbi Günlükleri 134

Planladığımdan erken buluşuyoruz sizlerle. Son yazımdan sonra bir süre yazmaya ara verip, düşündüğüm bazı içerikler için araştırma yapmak istiyordum. Ragbi sezonlarının tamamlanması durağan bir süreç yarattı ve bu süreci, veri toplayarak geçirmek istiyordum. Lakin pazar günü izlemeye gittiğim maç, beni bazı şeyleri söylemeye mecbur hissettirdi. Öncelikle, yazımıza bir kutlama ile giriş yapayım.

                Bugün, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Günümüz şartları, gerçeğe ulaşmada gazetecilere ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Diplomalarını mor binlikler getiren senetler gibi kullanan, kalemini kiraya vermiş, tatava yaparak gerçeği gizlemeye çalışan ”gazete” ve ”gazeteci”ler dolaşırken etrafta; evrensel meslek ilkelerine inanmış, hiçbir çıkar gözetmeksizin sadece ve sadece gerçeği halka ulaştırmaya çalışanların emeği çok daha kıymetli oluyor. En çok da işte o emekçilerin ”10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” kutlu olsun!

                Gelelim yazı yazmaya karar verdiğim o maça… Geçtiğimiz pazar günü, Mimar Sinan Kapalı Spor Salonu’nda Edirne Çarşı Spor’un voleybol maçı vardı. Bir sporsever olarak, haberdar olduğum spor etkinliklerine katılmaya çalışıyorum. Bu sezon birkaç sefer izleme şansım olmuştu kadın voleybolcuları, geçen pazar yine tribündeydim. Sportif faaliyet yönünden fakir bir şehir olan Edirne için bu tarz rekabetler, heyecan getiriyor şehre. Daha önceki Olin Edirne dönemlerini hatırlayın. Edirneliler ne kadar sıkı sarılmıştı takımına. Benzer bir benimseme Çarşı Spor Kadın Voleybol takımı için de oluşuyor. Her maç, daha fazla seyirciyi çekiyorlar tribüne. Bu haftaki maçları hemen hemen kapalı gişe gibiydi. Özel bir hazırlık yapılmış, gençlerden oluşan bir dans ekibiyle salonun enerjisi arttırılmıştı. Edirne Belediye Bandosu, maç boyunca çaldığı parçalarla tribünlerin bu havasını devam ettirdi. Sade taraftarları hareketlendirecek, rakibe baskı oluşturmakla görevli tribün grubu da salondaydı. İleriki bölümde onlar için birkaç cümle edeceğim. Edirne AKP Milletvekili Fatma Aksal, Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürü Selim Ak, Edirne Barosu Başkanı Gökhan Karakoç gibi misafirleri de vardı karşılaşmanın.

                Oynanan voleybolun kalitesi düşük olsa da keyifli bir pazar öğleden sonrası yaşadı izleyenler. Gencecik bir rakibi vardı Çarşı Spor’un. Yeşil Bayramiç, genç kadrosuyla takdiri hak ediyor. Edirne temsilcisinden daha iyi manşet alıp, dublaj yaptılar. Bu da hücum aksiyonlarına yansıdı. Organize oldukları anlar, skor tabelasına yansıyordu. Nihayetinde kazanan Çarşı Spor, koyduğu hedef doğrultusunda yürüyor. Sezonun geri kalanında kendilerine başarılar diliyorum.

                Maç boyunca gördüklerim ve duyduklarımdan hissettiğim rahatsızlıkları sıralamaya başlayayım. Birincisi, Çarşı Spor yöneticisi olduklarını tahmin ettiğim takım elbiselilerin yarattığı gerginliğe değinmek istiyorum. Maç içerisindeki hakem kararlarından memnun olmayabilirsiniz. Ancak tepkinizin dozajını ayarlayamadığınızda, spor salonlarına yakışmayan görüntüleri ortaya çıkarırsınız. Saha kenarında antrenörünüz, saha içerisinde ise takım kaptanınız dururken, tribünden aşağıya koşarak gelip, masa hakemlerinin bulunduğu bölgede gerginlik yaratmak bir spor yöneticisine asla yakışmıyor. Bu tutumunuzun bir karşılığı olur umarım.

                İkincisi, takımı desteklemek için tribüne getirilen taraftar grubu. Edirnespor maçlarında da şahit olduğum aynı görüntü yaşandı Mimar Sinan’da. Oyunu bilmediklerinden, maça etkileri zayıf. Doğru tezahürat seçimleri yapamıyorlar. Tezahürat repertuarları ”k.y” ile başlayıp, ”k.y” ile bitiyor. Ne yaratıcılık ne mizah görebiliyorsunuz. ”Biz-Onlar” ayrımıyla düşmanlık yaratmak yerine, rakibi oyunun gerçekleşmesini sağlayan partner olarak görüp, hem eylemlerimize hem de söylemlerimize dikkat etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde olan, sporun ”centilmenlik” ilkesine oluyor.

                Üçüncüsü; bireysel başlayıp, kollektife dönüşen, rakip sporcuları sözde psikolojik olarak etki altına almak için yapılan söylemler. Rakibin yaptığı hatalarda ortaya çıkan ”salak” ve ”geri zekalı” tezahüratları. Sporcuların sahada yaptıklarının yarısını yapamayacak insanlar; antrenmanlarda emek veren, taktik çalışan, belli bir beceriyle performans sergileyen sporcuları mı değerlendirecek? Hem de bu tarz söylemlerle? Tarafsız bir göz, kimin ne olduğunu kolaylıkla seçebiliyor.

                Dördüncüsü; bu şehir, daha sağlıklı spor tesisleri hak ediyor. Maçtan çıktığımda, salon içerisinde nefes almadığımızı fark ettim. Benzer hissiyatı, diğer izleyiciler de yaşamıştır eminim. Salonların mevcut durumlarının iyileştirilmesi için çalışma yapıp, sağlıklı bir spor ortamı oluşturmalısınız.

                Sonuç olarak, spordan keyif almaya bakın. Sahadaki güzellikleri alkışlayın. Çocuklarınıza kazanmaktan daha önemli şeyler olduğunu anlatın. Salonlarda gördüğünüz olumsuzluklara tepki gösterin.

                Son bir haber de bizim mahalleden vereyim. Ragbi milli takımlarımızla uluslararası turnuvalara katılıp, millilik sayılarını tamamlayarak, KPSS’siz beden eğitimi ve spor öğretmeni olarak atanan arkadaşlarımız vardı. Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Türkiye Ragbi Federasyonu arasında bir süredir devam eden ”Millilik Derecesi” anlaşmazlığı, yaklaşık 28 kişiden 18’inin görevden alınmasıyla sonuçlanmış. Bakanlıkla görüşüp, konunun çözümü için çalışılacakmış. Gerekirse, hukuki yollara başvurulacakmış. Konunun nereye varacağını önümüzdeki süreçte göreceğiz.

NOT: Fotoğraflar, Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü facebook sayfasından alınmıştır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
error: İçerik korunmaktadır !!