Ragbi günlükleri 197

Avrupa Ragbi Birliği Konferans Ligi C Grubu’nda mücadele eden 15’li Ragbi Milli Takımımız, 2024-2025 sezondaki ilk müsabakalarını geçtiğimiz günlerde oynadı. Nisan ayından beri yeni sezonunu bekleyen Milli Takımımızın, kamp ve maç performansları üzerine konuşacağız. 

Biz antrenör ve idari ekip için çok öncesinde başlamıştı yeni sezon. Planlamalar ve toplantılarla geçen sürecin ardından, oyuncularla buluşma tarihimiz olan 20 Eylül’de, Edirne’de toplanmaya başladık. Oyuncu seçimlerini yaparken nasıl bir yol izlediğimize bir önceki yazımda değindiğimden, bu bölümü atlayarak ilerleyeceğim. 21 Eylül’de başlayan çalışmalar 25 Eylül’e kadar devam ederken, günde çift idman yapılarak, 28 Eylül’deki Moldova karşılaşmasına hazırlanılmaya çalışıldı. Baş antrenörümüz Laurent Boulet ve yurt dışından gelen oyuncularımızın katılamadığı bu kampta, ağırlıklı olarak yurt içinde ragbi oynayan sporcular tercih edildi. Rakibimiz Moldova, oyunun forvet kısmındaki her türlü aksiyonu başarıyla yapabilen kuvvetli bir ekip idi. Onların oyununu oynamaya çalışarak, istediğimiz sonucu alamazdık. Bu sebeple, oyunun hızını arttırmayı, rakibi hareket ettirmeyi, bir iki forvet oyunuyla topu açık alandaki oyuncularımıza bağlamayı düşündük. Rakip 22 metre çizgisinin içerisine yapılacak yüksek vuruşlarla, rakibin olabildiğince geriden oyun kurması; yapılan yüksek vuruşları çelme veya rakibi hataya zorlama amaçlarımız arasındaydı. Oyun planımızın anahtar noktasını savunma oluşturuyordu. Özellikle hızlı yükselip(rush defense), rakibe alan ve zaman tanımamalıydık. Oyun planımızın bu kısmı, forvet oyuncularımızdan esas performans göstermesini beklediğimiz bölümdü. 

Ekran goruntusu 2024 10 12 192425 | Edirne Ahval Gazetesi
Ragbi günlükleri 197 | Edirne Ahval Gazetesi

Maçın ilk yarısı tamamladığında, skor olarak birbirine yakın iki takım vardı. İlk yarının 36. dakikasında gelen sayıyla Moldova, devre arasına 12-6 önde girmişti. İkinci yarının açılış sayısını Türkiye’nin yapıp, 13-12 öne geçmesinin ardından, oyundan hızlıca düşüp, kontrolü rakibimize bırakmıştık. Maçın son düdüğü çaldığında skor, 45-13 Moldova lehineydi. Oyun planımızın en önemli kısmı savunmadaki düşüşümüz, skorun açılmasını ve oyundan kopma sürecimizi hızlandırdı. Maçın başında bir süre yapmaya çalıştığımız rush defense uygulamasını, oyunun büyük kısmında başaramadık. Fiziksel olarak hazır olmamanın verdiği handikap, takımın yorulmasına, kalan enerjiyle ancak savunma çizgisine geçebilmesine yetti. Rakibimiz, bulduğu oyun alanlarını sayıya dönüştürmeyi başarıyordu. Oyunun hücum kısmındaki eksiğimiz ise, açık alan bağlantımız idi. 9 numaradan 10 numaraya, 10 numaradan açık alana yapacağımız bağlantılarda sıkıntı yaşadık. Bu ekibin, antrenmanlarda gösterdiği performans ve uyumu maçta çok aradık. Oyun planımızın, ”rakip alana yüksek vuruş” kısmına dair de bir girişimimiz olmadı. Özetle, oyun planıyla bağlantılı başarılı bir performans gösteremezken, düzen dışı bir ragbi oynayarak kaybediyorduk.

Ekran goruntusu 2024 10 12 192527 | Edirne Ahval Gazetesi
Ragbi günlükleri 197 | Edirne Ahval Gazetesi

Ertesi sabah Kişinev’den ayrılan takımımız, 33 saatlik bir kara yolu yolculuğunun ardından Kızılcahamam’a varabilmişti. Bulgaristan maçı hazırlıkları için kampa yurt dışından katılacak olan oyuncularımız ve Baş antrenörümüz Laurent Boulet, takımdan önce Ankara’ya varmışlardı. 1 Ekim günü, ikinci hazırlık kampımız resmen başladı. 

WhatsApp Image 2024 10 12 at 15.22.00 1 | Edirne Ahval Gazetesi
Ragbi günlükleri 197 | Edirne Ahval Gazetesi

Koç Laurent’in getirdiği etkiyle oyuncularımız, daha konsantre hale gelmişlerdi. Yurt dışından gelen oyuncularımızın biri dışında kalanların forvet olması, forvet mevkisinde ciddi bir rekabet yaratmıştı. Bu rekabeti, hazırlık kampının ilk gününden itibaren hissetmeye başlamıştık. Kıran kırana, maç havasında geçiyordu kontaklar. Ne ”Yoruluyoruz” şikayetleri duyuyorduk ne de ”Nasıl olsa kadroya girerim.” özgüveni görüyorduk. Aradığımız çalışma ortamı yakalanmıştı. 

WhatsApp Image 2024 10 12 at 15.22.00 | Edirne Ahval Gazetesi
Ragbi günlükleri 197 | Edirne Ahval Gazetesi

Kritik Bulgaristan maçına, el becerisi(handling) hatalarıyla başlamıştık. Topu karşılamadaki sıkıntımız, maçın başında, topla rakibimizin oynamasına sebep oldu. Bu anlarda, sadece 3 puanlık bir penaltı sayısı bulabilen Bulgaristan, oyuna Türkiye’nin ağırlığını koymasıyla ilk devreyi 20-3 geride kapattı. İkinci yarının yirmi dakikasını, gördüğümüz kırmızı kartla bir kişi eksik oynamamıza rağmen, oyun üstünlüğümüzü devam ettirip, skordaki farkı açmayı başararak, maçı, 49-10  kazandık. 

Organizasyon olarak başarılı bir maçı geride bırakmıştık. Gerek yerleşim, gerek ne yaptığını bilme konusunda daha istenen bir organizasyonumuz vardı. Forvet oyunlarındaki bariz üstünlüğümüz, oyunun iki tarafında da işimizi kolaylaştırdı. Bu maçta ilk defa milli formayı giyen 21 yaşındaki oyuncumuz Erbey Köse, yaptığı üç sayı ile öne çıkan forvet oyuncumuz olurken, Bulgar takımı tarafından da ”maçın oyuncusu” seçildi. Bek hattında ise, Burak Özkan’ın performansına değinmek gerekiyor. Oyunun iki tarafında da oldukça başarılı bir performans gösterdiğini belirtelim. Forvet ekibimizin taç atışlarını(line out) çok başarılı kullanması, hiç hata yapmadan maçı tamamlamaları oldukça önemliydi. Ekstra çalışmanın karşılığını bu maçta alabildiğimize seviniyoruz. Toparlarsak, totalde takım halinde başarılı bir performansla, rakibimiz Bulgaristan’ı farklı geçmeyi başardık. Son grup maçımızı, 2025’in Nisan ayında Sırbistan ile oynayacağız. Ev sahipliğimizdeki bu karşılaşmayı kazandığımız takdirde grubu birinci bitirme şansımızı devam ettireceğiz. 

Bulgaristan’a karşı, 15’li ragbideki son galibiyetimizi ne zaman almıştık hatırlamıyorum. Ama şunu söyleyebilirim, bundan sonra aramızda oynanacak olan karşılaşmalar çok daha rekabetçi olacaktır. Oyunumuzu her geçen maç biraz daha geliştiriyoruz. Yurt dışından katılan oyuncularımızın katkısını takdir ediyoruz. Eğiticilerimizi eğitebilir ve daha organize bir ulusal lige sahip olabilirsek, yurt içinde oynayan oyuncularımızı da bu seviyelere getirebileceğimizi biliyoruz. ”Olursa, benden olsun.” mantığını bıraktığımızda, duyduğumuz rahatsızlıkları muhatabıyla konuşmak yerine üstlerine şikayete gitmekten vazgeçtiğimizde, yani kendi kendimize engel olmadığımızda, Türk ragbisi, daha hızlı ilerleyecektir.   

Bitirirken, son bir bilgi daha vereyim. Bünyesinde ragbi, softbol, beyzbol, korumalı futbol, bayrak futbolu gibi branşları barındıran Türkiye Ragbi Federasyonu‘nun nur topu gibi iki yeni branşı daha oluyor. Kriket ve lakrosun da katılmasıyla, federasyonumuz, yedi branşa hizmet verecek. Ne diyelim, kolay gelsin…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu