Şahin; ‘Edirne’ye kentsel dönüşüm şart’

‘Biz dönüştürmezsek, deprem dönüştürür’
Edirne’de yapı denetim ve yapı laboratuvarı temsilcileriyle bir araya gelerek değerlendirme toplantısına katılan Yapı Denetim ve Deprem Mühendisliği Derneği Genel Başkanı İnşaat Mühendisi Nazmi Şahin; “Edirne’de gezerken önceki depremlerde hep eski binalar yıkıldığı için gözüm eski binalara gidiyor. Edirne’de iyi bir kentsel dönüşümün olması gerektiğine inanıyorum. Bazı caddelerde gördüm ve fotoğrafladım. Bu eski binaların mutlaka kentsel dönüşüne girmesi gerekiyor. Biz kentsel dönüşüme girmezsek deprem bizi dönüştürüyor. Biz o binaları kentsel dönüşümle depreme dayanıklı hale getirmezsek bizim dönüştüremediğimiz binaları deprem dönüştürüyor” dedi.
Yapı Denetim ve Deprem Mühendisliği Derneği Genel Başkanı İnşaat Mühendisi Nazmi Şahin, Edirne’yi ziyaret ederek Lalezar Restoran’da kentteki yapı denetim ve yapı laboratuvarı temsilcileriyle bir araya geldi.

‘6 ŞUBAT’A KADAR YAŞANAN DEPREMLERDE YAPI DENETİMLİ BİNALARDA HASAR YOK’
Şahin, yaşanan depremlerden örnekler vererek 2001 yılında yürürlüğe giren 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu’nun önemine dikkat çekti. Şahin; “Yapı denetim sistemi 1999 depreminden sonra güncel hayata başlamıştı ve o günden bu yana sistem geldi. Yapı denetim sistemi başarılı mı başarısız mı, bunun tek bir kriteri vardı; depremlerde yaptığımız, denetlediğimiz binalar yıkılıyor mu, yıkılmıyor mu? Bu bizim için en büyük kriter olacaktı. Yapı denetim sistemi 1999 depreminden sonra 2001 yılında 4708 sayılı yapı denetim kanunuyla başladıktan sonra 6 büyük deprem gördü. Bu 6 tane deprem de öncelikle 2011 yılında olan Van depremiydi. Van depreminde yıkılan hiçbir yapı denetimli bina olmadı ve yapısal hasar ile can kaybımız da olmadı. Daha sonra Elazığ ve Malatya depremlerini yaşadık. Elazığ depreminde 4 milyon 175 bin metrekare bina denetledik, yıkılan hiçbir binamız yok, can kaybı ve yapısal hasarımız yok. Malatya’da yapı denetim sistemi 8 milyon metrekare üzeri inşaat denetlendi. Yıkılan yapı denetimli bina yok, yapısal hasarımız yok. Daha sonra İzmir depremini yaşadık. İzmir depremi bizim için bir kriterdi, en büyük ölçülerden biriydi. Çünkü yapı denetim kanunu ilk çıktığında 19 pilot il olarak çıkmıştı. İzmir, o pilot illerden biriydi. İzmir’de 79 milyon metrekare inşaat denetlemişiz. Yıkılan yapı denetimli binamız yok, yapısal hasarımız yok. Yıkılan 17 bina var; hepsi de 1998 öncesi yapılmış binalardı, yapı denetim hizmeti satın almamıştı. İzmir’de Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Yapı İşleri Genel Müdürlüğü ile şöyle bir şey daha yapmıştık; bir komisyon kurduk. Komisyonda, kanunun çıktığı 2001 yılında yapılan yapı denetimli binalar için bir dosya hazırladık ve yapı denetim ile mühendis gözetiminde yapılan binalarda herhangi bir sıkıntı olmadığını gördük. Sonraki deprem Düzce depremiydi. Düzce depremi de bizim için önemli çünkü kanunun çıktığı illerden biriydi Düzce ve 1999 depreminden sonra Düzce’nin yüzde 80’i yenilenmişti. Düzce’de yıkılan binamız ve yapısal hasarımız yok” şeklinde konuştu.

‘6 ŞUBAT’TA YIKILAN 38 BİN BİNANIN 185’İ YAPI DENETİMLİYDİ’
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen depremlerde yapı denetimlerce denetlenen 151 bin 157 binadan sadece 185’inin yıkıldığına dikkat çeken Şahin; “Ne zamana kadar? 6 Şubat depremine yani doğal afete kadar yıkılan hiçbir binamız yoktu. Ama 6 Şubat depreminde maalesef yıkılan yapı denetimli binalar oldu. Olaya şöyle bakarsak; yapı denetim sisteminde, depremin etkilediği 11 ilin 3’ü pilot ildi; Adana, Hatay ve Gaziantep’ti, diğer 8 il yapı denetimli değildi. Yıkılan yapı denetimli bina sayısı da 185. Depremde yıkılan toplam bina sayısı da 38 bin 127. 11 ilde kanunun geldiği bugüne kadar 151 bin 157 bina yapı denetimden geçmiş. Yıkılan yapı denetimli bina sayısı 185. Ben 1999 Düzce depremi sırasında askerdim ve asker olarak deprem bölgesine gitmiştim, çok etkilenmiştim. Ama 6 Şubat, depremin üzerindeydi hem insan mühendisliğimden hem de inşaat mühendisliğimden utandım. Çünkü çok kötü bir tabloyla karşılaştım. Biz Hatay’da görevlendirilmiştim ve 7 Şubat’ya Hatay’a intikal ettik. Gördüğüm manzara gerçekten çok acıydı. Çünkü dünya tarihinde bir ilk oldu. 2 deprem aynı anda, 8 saat arayla oldu. Şöyle düşünün; İzmir’de deprem oldu ama 10 yıldır İzmir’de deprem olmuyor. Aynı coğrafya 8 saat içerisinde 2 tane büyük deprem yaşadı. Yıkılan 185 yapı denetimli binanın yüzde 70’i ikinci depremde yıkıldı. Ayrıca 2 deprem olmadı, onlar 7 ve üzeri şiddetinde olanlar. Ama 6 şiddetinde 3 tane daha deprem oldu. Peki yapı denetimler bu işte başarılı mıydı? Bu 185 tane bina niye yıkıldı? Her bina yapı denetimli değil 200 metrekare altı binalar yapı denetime tabi değil, kamu binaları değil, 3 il hariç diğer 8 ilde yapı denetim sistemi 2011 yılında devreye girdi. Yani 2011 yılından sonra yapılan binalar yapı denetimliydi. Fakat şöyle bir şey oldu; Malatya’da, Kahramanmaraş’ta, Adıyaman’da 2011’de yapı denetim sistemi gelecek diye, 2011’in Kasım, Ekim aylarında yapı denetimden kaçmak adına inanılmaz sayıda ruhsat çıktı ve 2011’de ruhsat alan bir bina, 5 yıllık ruhsat süresi dolduğunda 2016’ya kadar yapı denetimsiz kalabiliyordu. Depremde yıkılan o yeni binalar da işte bu şekilde” diye konuştu.

‘İNŞAAT USTALARININ İHMALLERİNİN CEZASI YOK’
Şahin, yapıların afetlerde zarar görmesinde en büyük sorumluluğun dolayı zemin denetçileri, şantiye şefleri, inşaat ustaları ve müteahhitlerde olduğunun altını çizerek; “İnşaat bir bütündür. Ustası, şantiye şefi, müteahhidi, yapı sahibi, belediyesi, yapı denetimi, laboratuvarı bir sürü paydaşı var. Biz yanlış bir şey yapıyoruz; sadece yapı denetimi konuşuyoruz. Bu doğru değil. Binalarımız neden yıkılıyor? Bir; zemin kaynaklı. Bu zemin planlamasını yapan kurumlar neden yargı önünde cezaya tabi tutulmuyor? İnanılmaz bir konfor alanları var. Dere yatağından plan geçiriyorsunuz, ruhsat veriyorsunuz, o dereden su sel oluyor ve bina zarar görüyor. Buna da doğal afet diyoruz. Aslında değil, burada ilim ve bilimden uzaklaşmışız. Burada iki mühendis, bir müteahhidi yargılayarak kurtaramazsınız. Planlamanın çok iyi yapılması lazım. Yanlış yapılan planlamada da cezai müeyyidenin verilmesi lazım. İkinci aktör şantiye şefi; biz yıllarca şantiye şefinin önemli olduğunu vurguladık. İnşaatlarda şantiye şeflerinin bulunması lazım. Şantiye şefi hem lojistiği sağlayacak hem de inşaatın yapım aşamasında etkin olması gerekiyor. Şantiye şefi müteahhit adına, biz kamu adına çalışıyoruz, binayı denetliyoruz. Üçüncü aktör usta; hiç duydunuz mu bir depremde ustanın yargılandığını? Hiçbir usta yargılanmıyor. Çünkü cezai sorumlulukları yok. Yaptıkları iş çok önemli ama bir mevzuatı yok. Düzce, İzmir ve en son 6 Şubat depreminde yargılanan usta yok. Bizim, üniversitelerin ve odaların yazdığı deprem raporlarında ya ikinci ya üçündü madde hep işçilik hatasıdır. Peki bir hata var da kişi neden yargılanmaz? Bunun da masaya yatırılması lazım. Siz en iyi kumaşı getirin en kötü terziye verin, o kumaş dünyanın en kötü kumaşı olur. İnşaat sektörü de böyledir. Uşak’ta bir mühendisin, inşaatı devralmadığı için kafasına bir levyeyle vurdu usta. Çünkü bir sorumluluğu yok. Kuşadası’nda bir villa inşaatında mühendise keserle saldırdılar. Adana’da bir mühendise silah çekip bacağından vurdular. Bu ustalar yapıyor bunu. İşin özü bu sistem birkaç ustaya ceza verseydi, bu sefer usta korkacaktı ve mühendisi çağıracaktı. Çünkü ceza almaktan korkacak. Sistem üzerinde bir ceza olmadığı için konfor alanları çok geniş. Dördüncüsü de müteahhitler; Müteahhitliğin tanımının çok iyi yapılması gerekiyor. Müteahhitlik meslek mi yatırımcılık mı? Bizim kanaatimizce yatırımcı, çünkü meslek değil. Odaları yok, üniversitede bölümleri yok, lisansları yok. Sadece yatırım amaçlı. Bunun da kriterlerinin çok iyi analiz edilmesi lazım” ifadelerini kullandı.
‘SORUMLULUK DEĞİL YETKİ LAZIM’
Yapı denetim kurumlarının inşaatlara yetki müdahalesinin olması gerektiğine vurgu yapan Şahin; “Ülkemiz maalesef deprem kuşağında. Yapmamız gereken iki şey var; ya depremden önce bir tedbir alacaksınız, ya da depremden sonra kurtarmaya önem vereceksiniz. Doğru yol birinci tercih. Eğer 6 Şubat’taki depremlerde yaşadığımız hem enerji hem maddi hem de insan kaybımızı önlemek adına daha önceden hazırlanmış olsaydı ve oraya harcasaydık, bunun maliyetinin 3’te 1’ine sistemi düzgün hale getirebilirdik. 1939 Erzincan depreminden beri her depremde yönetmelik yazmışız, olmuş 8 tane yönetmelik. Bu doğru değil. Şu an tüm paydaşlar öyle bir masaya oturmalıyız ki sistemi doğru kurgulamalı, analiz etmeli ve doğru yapmalıyız. İlgili idareler maalesef siyasi paydaşlar. Biz teknik insanlarız. Biz yoruma açık değiliz. Projede neyse onu uygulatmak zorundayız. Biz sadece yapıyı denetliyoruz. Yapı denetimlere de bu konuda tam yetki verilmesi gerekiyor. Biz şu an yetkili değil, sorumluyuz. Bize yetki verin ki sorumluluğumuzun altında bir cezai müeyyide varsa bunu da uygulayalım” açıklamasını yaptı.
‘EDİRNE’YE HIZLI BİR ŞEKİLDE KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞART’
Edirne’de binaları inceleme şansı bulduğunu aktaran Şahin, bina stoğunun eski olduğunu, kente hızlı bir şekilde kentsel dönüşümün gerektiğini vurguladı. Şahin; “Edirne’de bizim 10 tane yapı denetimi firmamız, 3 tane de laboratuvarımız var. 131 tane denetçi mühendisimiz, 332 de mimar mühendis yardımcı kontrol elemanımız var, yaklaşık 85 tane de teknikerimiz şu anda sahada. Bu meslektaşlarımız bugüne kadar 7 milyon metrekarenin üzerinde binayı denetlemişler ve şu anda 3 milyon 80 bin metrekare inşaat denetliyorlar, yani 2 bin 501 tane aktif inşaattan sorumlular. Ben Edirne’de gezerken önceki depremlerde hep eski binalar yıkıldığı için gözüm eski binalara gidiyor. Edirne’de iyi bir kentsel dönüşümün olması gerektiğine inanıyorum. Bazı caddelerde gördüm ve fotoğrafladım. Bu eski binaların mutlaka kentsel dönüşüne girmesi gerekiyor. Biz kentsel dönüşüme girmezsek deprem bizi dönüştürüyor. Biz o binaları kentsel dönüşümle depreme dayanıklı hale getirmezsek bizim dönüştüremediğimiz binaları deprem dönüştürüyor. En büyük sıkıntımız depremlerden ders almayı bilmiyoruz. Bu kadar şey yaşıyoruz hala aynı şeyleri konuşuyoruz. Biz, neresi olursa olsun depreme dayanıklı, sağlam binalar yapmak zorundayız. Türkiye Cumhuriyeti deprem kuşağında, depremin nerede ne zaman olacağını bilmiyoruz ve sağlam bina yapmamız lazım. Edirne’nin de bence hızlı bir şekilde kentsel dönüşüne girmesi gerekir” ifadelerine yer verdi.
‘HALI YIKAMANIN METREKARE ÜCRETİ YAPI DENETİMLERDEN FAZLA’
Yapı denetim firmalarının hizmet ücretlerinin düzenlenmesi gerektiğini dile getiren Şahin; “Türkiye’de 2 bin 500 yapı denetim firması var. 1999 depreminden bugüne 2 milyar metrekare bina denetlemişiz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapı denetimlere 6 bin 200 tane ceza kesmiş. Edirne’de toplam büro denetimi 185, şantiye denetimi olarak da 446 denetim yapılmış Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından. Biz de denetlenen bir kurumuz. Sistem üzerinde bizim ekonomik sıkıntılarımız var. Şu anda yapı denetimi hizmeti yüzde 1,5 üzerinden yapılıyor. Bu doğru değil. 2022 yılında Türkiye tarihinde bir ilk oldu; müteahhitlik birim fiyatlarımız 3 kez değişti ama bizim fiyatlarımız değişmedi. Bir bina 14 milyon lirayken, biz 8 bin liralar civarında kaldık. Yapı denetimler ekonomik olarak çok eziliyor. Bu rakamların kurtarması mümkün değil. Halının metrekare yıkama ücreti yapı denetimden daha fazla. Böyle bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Edirne’de 3 milyon liradan satılan bir daireden, yapı denetimin aldığı para 30-40 bin liradır. Emlakçı 3 milyona sattığı yerden yüzde 3 alsa 90 bin lira alıyor. Biz 5 mühendis çalıştırıyoruz, yardımcı kontrol elemanı çalıştırıyoruz, sitemin içindeyiz ama çok az kazanıyoruz. Bir örnek daha vereyim; tapuya gidiyoruz, tapu harcı ödüyorsunuz, onun payı yüzde 4 yani 120 bin liraya tekabül ediyor. Bir dakikada 120 bin lira ödüyorsunuz. Yapı denetim, inşaat 12 ay sürüyorsa 12 ay işin başında duruyor, yüzde 1,5’ten koyuyorsunuz. Biz bakanlığa önerimizi sunduk. Metrekareye göre yüzde 6 ile 2 arasında değişen bir platform hazırladık” açıklamalarında bulundu.
Konuşmaların ardından Nazmi Şahin’e yapı laboratuvarı firması sahipleri Nevser Eraslan ve Bora Bağdan tarafından Edirnekari tablosu takdim edildi.
Adem Batuhan SEVER



