Şiddet

Niye karşımızdaki insana şiddet uygularız? Şiddet şart mı? Birini dövmek döven kişiyi daha çok asabi hale getirmez mi, yani şiddet uyguladığınız kişiden hırsımı alıyorum derken kendinizi daha çok yıpratıp sizdeki şiddet duygusunu tetiklemez mi? Özellikle son yıllarda bazılarımız öyle tuhaf insanlara dönüştük ki kendimizi ifade edemeyince şiddete başvuruyoruz.

Yetersiz ve gelişmemiş kişiliğimizi şiddetle kamufle etmeye çalışmak çok korkunç. Üstelik karşımızdaki insanı dövebileceğimize inanıyorsak konuşma gereği duymuyoruz. Bu aynı zamanda zorba bir bencillik değil midir? İletişim kurarak sorunları çözmeğe çalışmak daha doğru olmaz mı? Kadınları, çocukları, bizden güçsüz bir kişiyi, ufacık bir konuda bizden farklı düşüneni ya da herhangi bir hayvanı dövmekte sakınca görmüyoruz.

“Dayağı hak etti” sözünü asla kabul edemeyiz. Üstelik yaptığı meslekten dolayı, bize istediğimiz reçeteyi yazmayan veya bize kaba davranan bir sağlık çalışanını, doktoru dövmek bizim sadece zayıf kişiliğe sahip olduğumuzun kanıtıdır. Geçtiğimiz cuma günü Kocaeli’nde üç aile hekimi hasta yakınları tarafından dövüldü. Bu hafta beş gün, gün boyunca aile hekimleri iş bırakma eylemi yapacak. Çünkü sağlıkta şiddet olmasın istiyorlar. Doktor ve sağlık çalışanları insani bir talep için iş bırakıyor.

Güçlü ve sağlam karakterli insanlar sorunlarına konuşarak çözüm arar, zayıf karakterli kişiler ise sorunlarını sadece şiddetle çözmeyi tercih ederler. Şiddet gören meslek grupları sadece doktorlarla sınırlı değil elbette. Bu döngü o kadar garip bir duruma geldi ki amir memuruna, müdür öğretmenine, veli öğretmene, hasta sağlık çalışanına, koca karısına, anne çocuğuna, çocuk kendinden güçsüz gördüğü çocuğa şiddetin bir türünü uygulamayı istediklerini yaptırmak için araç olarak görüyor. İşte minicik çocukken evde tanık olduğu veya yaşadığı şiddeti yaş ilerledikçe boyut değiştirerek aile dışındaki kişilere uygulanmaya başlıyor.

Öncelikle çocuklarımızı küçücük yaştan itibaren şiddetten uzak tutmak, ayrıca vicdanlı insanlar olarak yetiştirmek zorundayız. Unutmamalıyız ki vicdan insanın içindeki en büyük yargıçtır. Küçük yaştaki bir çocuk eğer bir kediyi kuyruğundan tutup fırlatırken bırakın uyarmayı, üstelik alkışlıyorsak veya bir sokak köpeğine taş atarken, ebeveyn olarak ses çıkartmıyorsak bu; davranışlarının destek görmesiyle şiddeti kendi dünyasında sıradanlaştırmasına sebep oluyoruz demektir.

Çok üzgünüm fakat şiddetin her türlüsüne oldukça caydırıcı cezalar uygulanmalı. Cezalar caydırıcı olmadığı sürece gücü yeten kendisinden güçsüze şiddet uygulamaktan vaz geçecek gibi görünmüyor.

İyi insanlara çıksın yolunuz…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
error: İçerik korunmaktadır !!