Ve kadın

Bugün farklı bir atmosferdeyim. “Toprakla Ağıt” seramik sergisindeyim. 25 Kasım “Kadına Şiddetle Mücadele Günü”nde açıldı bu sergi. 126 gönüllü kadının 1260 muhteşem eserini sindire sindire izleyip gezdim. Hatta o muhteşem emekle yaratılmış eserlere bakarken duygu yoğunluğu yaşadım. Kadınların yaşadıkları hayat tarzından, uğradıkları şiddete kadar söz bitti, “SANAT” konuştu İstanbul Uniq Expo’nun birinci katındaki sergi salonunda. Öyle ince vurgular var ki, seramikler bir giysiye dönüşürken kadının hangi inanç yada yörede yaşadığını, hangi meslekten olduğunu da bize hissettirdi. Ama bütün bu eserlerde ortak vurgu var; “Kadına Şiddet”.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 104 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ’ı yetiştirdi. Sümer Tarihi ve Dili konusunda bilinmeyenleri yaptığı araştırmalar ve çalışmalarla gün yüzüne çıkardı. Böylece Anadolu tarihinin akışını değiştirdi. Atatürk’ün sağlığında ilk kadın pilotumuz Sabiha Gökçen var.

1960’lı yıllarda Cüzzamla mücadele ederek, bu hastalara umut olan ve başarıya ulaşan Türkan Saylan gibi büyük bir değerimiz var. Ayrıca müzik alanında Suna Kan ve İdil Biret gibi dahi kadınlarımız var. Bu listeyi sıralamaya devam edersek Türkiye’nin tarihine, ekonomisine, sporuna edebiyatına damga vuran, katkı sunan o kadar çok kadınımız var ki, sayfalar yetmez.

İşte Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk de demokrasinin olmazsa olmazlarından biri olan kadınların siyasi hayatta olmasını da çok istemiştir. Bu vesile ile 5 Aralık 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmiş ve böylece kadınların sosyal hayatın içinde her açıdan eşitlenmesi hedeflenmiştir. Bugün kadın milletvekilleri, hükümette bakanlık yapan kadınlarımız var.

Birçok meslekte eşlerimizle eşitlenmişsek eğer, bu durum ülkemizin en büyük kazanımlarından biridir. Edirne özelinde de kadınlar toplumsal hayatın içinde eşleriyle eşitlenmişlerse ve kadının üretimin içinde olması için hem yerel yönetim, hem de merkezi yönetimin yereldeki yöneticileri başta olmak üzere destek veriliyor ve kadınlar üretime dahil oluyorlarsa, biz bu desteğin artırılması için daha fazla mücadele etmeliyiz.

Ayrıca ilkokul birinci sınıf okuma fişlerinde, Ceren’in annesine ev işlerinde yardım ettiğini değil de, özel keman dersi aldığını veya annesi araba kullanırken arka koltukta çevreyi izlediğini yazıp 6-7 yaşlarındaki çocuklara bu tür okuma öğrenme fişleri okutmaya başlarsak, bizim kızlarımızın bırakın şiddete uğramasını, kültür, bilim, sanat konusunda dünyada her daim birinci sırada yeralması işten bile değil.

Bu yazımda isimlerini ifade ettiğim kadınların en büyük ortak özelliği ise çağdaş ve eğitimli insan olmaları. Yani demem odur ki, kızlarımızı okutup, meslek edinmelerini sağlarsak, onları üreterek sosyal hayatın içine dahil etmiş oluruz. Böylece toplum olarak en büyük sorunlarımızdan birini de çözmüş oluruz: “Kadına şiddeti!…”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
error: İçerik korunmaktadır !!