Penguen | Edirne Ahval Gazetesi

Penguen

Sosyal medyada günlerdir aynı görüntü dönüp duruyor:
Bir penguen sürüden ayrılıyor ve tek başına yürüyor.
Yanlış yöne, soğuğa, bilinmeze…
Sahi, nereye gidiyor bu penguen?

Görüntüler, ünlü Alman yönetmen Werner Herzog’un 2007 yapımı ‘Encounters at the End of the World’ adlı belgeselinden. Video, tek başına koloniden uzaklaşan bir penguenin Antarktika’da yaklaşık 70 kilometredeki ötedeki dağlara doğru yürüyüşünü gösteriyor. Penguenlerin yaşayabilmesi için elzem olan denizin tam aksi yöne doğru yürüyen bu penguen, kolonisinin yaptığının aksine, yaşayabileceği yöne değil, belki de kendi ölümüne yürüdü. O sırada hepimizin aklında gelen soruyu, belgesel metnini kaleme alan Werner Herzog sormuş; “Ama neden?”

Bilim insanları “yönünü şaşırdı” diyor. Ama yıllar sonra beyaz perde yerine sosyal medyada ortaya çıkan belgesel kesitini insanların çoğu farklı yorumladı. Görüntü o kadar viral oldu ki, İnstagram’da kaydırılan 3 reels’tan 1’inde bu penguene rastlamamak elimizde değil. Penguen üzerinden dönen felsefe, sosyal medya kullanıcılarının çoğuna kendisinde eksik kalan bir duyguyu düşünmeye itmiş olacak ki, motivasyondan hüzne birçok duygu bu penguen üzerinden insanlara empoze edildi.

Ama bu coğrafyada yaşayanlar o pengueni başka türlü okuyor. Çeşitli anlamlar yüklüyor, hatta internette mizahi gönderilere konu oluyor.

Biz, olaya farklı bir noktadan bakalım:

Çünkü Trakya’da, özellikle Edirne’de, son yıllarda çok sayıda insan aynı yürüyüşü yapıyor. Sürüden kopmadan değil; sürü artık o yolu göstermediği için. Bir zamanlar “üretim bölgesi” denilen topraklarda çiftçi tarlasına bakıp ne ekeceğini bilmiyor. Sanayi Marmara’da sıkışmış, “taşınacak” deniyor ama nereye, nasıl, kimin için belli değil. Gençler üniversiteyi bitiriyor; ya valizini alıp İstanbul’a gidiyor ya da bavulunu bile hazırlayamadan umudunu rafa kaldırıyor.

İşte o penguen, tam da bu noktada karşımıza çıkıyor.

Sürü, alışılmış düzen demek.
Sürü, “böyle gelmiş böyle gider” demek.
Sürü, ses çıkarmadan aynı yöne yürümek demek.

Ama bir noktada bazıları duruyor.
Bakıyor.
Ve “bu yol bizi bir yere götürmüyor” diyor.

Edirne’de bunu çok net görüyoruz.
Köyler sessizleşiyor.
Kent merkezinde vitrinler değişiyor ama hayat değişmiyor.
Her seçim öncesi “Yeni vizyon” deniyor, sonra yine Meriç kıyısında aynı sorular kalıyor.

Penguenin yürüyüşü bu yüzden politik.
Çünkü o, sadece bir hayvan değil; sistemden kopan bireyin simgesi.

Bugün sürüden ayrılmak ‘cesaret’ olarak pazarlanıyor ama gerçekte çoğu zaman mecburiyet.
İş bulamayan ayrılıyor.
Geçinemeyen ayrılıyor.
Sesini duyuramayan ayrılıyor.

Ve çoğu, penguen gibi, nereye gittiğini tam olarak bilmiyor.

İşin acı tarafı şu:
Sürüden ayrılanlar yalnız kalıyor ama sürü de küçülüyor.
Trakya gençlerini kaybediyor, üreticisini kaybediyor, umudunu kaybediyor.
Merkezden bakıldığında “istikrar” görünen tablo, burada yerinde sayan bir hayat anlamına geliyor.

Belki de sorulması gereken soru şu:
Penguen neden ayrıldı değil…
Sürü neden artık güvenli gelmiyor?

Edirne’nin, Trakya’nın, bu ülkenin ihtiyacı; sürünün neden dağıldığını konuşmaktır.
Yoksa bir gün bakacağız ki Meriç kıyısında, buzların üzerinde değil ama aynı yalnızlıkta, çok sayıda insan kendi başına yürümeye devam ediyor olacak.

Ve o zaman artık viral bir video değil, toplumsal bir tabloyla karşı karşıya kalacağız.

Adem Batuhan SEVER

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu